18.yüzyılda merkantilizmin temel felsefesi hazinenin altın stoğunu artırmak iken, 21.yüzyılda nadir toprak elementleri ve enerjiye odaklanmaktır.
Elektronik cihazlar, manyetik rezonans (MR) cihazları, uçaklar, elektrikli araçlar, güneş panelleri, rüzgâr türbinleri, katalitik dönüştürücüler ve piller gibi çeşitli yüksek teknoloji ürünlerinin üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri, günümüzde yeşil enerji ve ileri teknolojilerin stratejik ham maddesi konumuna gelmiştir. Mavi gezegende yeşil bir gelecek inşa etme çabalarının temel bileşenlerinden biri olan nadir toprak elementleri, yenilenebilir enerji teknolojilerinde önemli bir rol üstlenmektedir. Ancak bu elementlerin çıkarılması, rafine edilmesi ve işlenmesi süreçlerinin ekolojik denge üzerinde olumsuz etkileri ve yüksek çevresel maliyetler doğurması bir paradoksu da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada, yeşil enerji dönüşümünde nadir toprak elementlerinin stratejik önemi ve Türkiye’nin bu dönüşüm sürecine yönelik izlediği politikalar incelenmektedir.
Yeşil Enerji
Enerji, insan yaşamı için vazgeçilmez bir unsurdur. Bu nedenle pek çok disiplinin farklı konu başlıkları altında ele aldığı temel bir konudur. Sanayi Devrimi’nden itibaren fosil yakıt kullanımının hızla artması, atmosfere salınan sera gazı miktarında artışa neden olmuştur. Sera gazı yoğunluğundaki bu artış, küresel ısınmayı tetikleyerek iklim değişikliğini beraberinde getirmiştir. Artan sıcaklıklar, buzulların erimesi, deniz seviyesindeki yükselme, orman yangınları ve seller gibi çevresel felaketler, küresel ölçekte ciddi riskler oluşturmakta ve bu durum ekolojik sistemin dengesini bozarak ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlara neden olmaktadır. İnsan faaliyetleri sonucu ortaya çıkan bu dönüşüm, uluslararası toplumun ortak iradesiyle imzalanan kararlar, sözleşmeler ve protokoller aracılığıyla kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda, fosil yakıtlar (petrol, kömür, doğalgaz) yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına (güneş, rüzgâr, jeotermal enerji) yönelmek bir gereklilik haline gelmiştir. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak açısından, yeşil enerji kaynakları fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltması bakımından önemli bir rol oynamaktadır.
Dünyada yeşil enerjiye geçiş sürecinde önemli bileşenler arasında yer alan nadir toprak elementlerine olan talebin 2040 yılına kadar %34 oranında artabileceği öngörülmektedir. Bu nedenle, temiz enerjiye geçişin sürdürülebilir olması için bu stratejik malzemelerin istikrarlı bir şekilde temin edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Teknolojinin Tohumu Nadir Toprak Elementleri
Nadir toprak elementleri ilk olarak 18. yüzyılda İsveç’te bulundu. Kritik vitaminler, endüstriyel vitamin, endüstriyel altın olarak da adlandırılan nadir toprak elementleri modern teknolojinin vazgeçilmezidir. Anıldığı gibi nadir olmayan bu elementler doğada bol miktarda bulunmaktadır. Bu elementler yüksek teknolojili ürünlerin üretiminde önemli bir rol alırken bu elementlerin elde edilmesi süreçleri de yüksek teknoloji ve maliyet gerektirmektedir. Bu sebeple nadir elementler olarak ifade edilmektedir. 17 elementten bir araya gelen nadir toprak elementleri mıktanıslar, katalizör, piller, Ledler, telefonlar, MR cihazlar gibi gündelik yaşamda öneme sahip pek çok ürünün üretiminde kullanılmaktadır. Havacılık sanayisi, savunma sanayi, ilaç endüstrisi, yeşil enerjiye kadar pek çok alanda kritik öneme sahiptir. Teknoloji hızla geliştikçe nadir toprak elementlerine olan talep artacaktır. Bu elementlerin küresel talebi kadar küresel arzı da önem arz etmektedir.
Nadir toprak elementlerine küresel arz, güncel verilerle 113.000 ton civarındadır. Nadir toprak elementlerinin önemli bir kısmı Çin’de bulunmaktadır. 2024 yılı itibariyle Çin 44 milyon metrik ton nadir toprak elementleri rezervine sahiptir. Çin’den sonra Vietnam (22 metrik ton) ve Brezilya (21 metrik ton) nispeten nadir toprak elementleri rezervine sahiptir. Ancak bu ülkeler Çin ile mukayese edildiğinde Çin’in yarısı kadar rezerve sahiptir. Ayrıca bu ülkelerin sahip oldukları rezerv yoğunluğuna rağmen bu elementlerin çıkarılması ve işlenmesi gibi sanayi zincirinin kritik aşamalarını tam anlamıyla geliştiremedikleri için hâlen bu konuda gelişim sürecindedirler. Çin, Vietnam ve Brezilya’yı takiben ise Rusya (10 metrik ton), Hindistan (6.9 metrik ton) ve Avustralya (5.7 metrik ton) nadir toprak elementleri rezervine sahip ülkelerdir. Çin ile küresel güç mücadelesi içerisinde yer alan ABD ise 1,5 metrik ton nadir toprak elementine sahiptir. Türkiye ise 694 milyon ton nadir toprak elementine sahiptir.
Çin, dünya genelindeki nadir toprak elementlerinin yaklaşık %60’ını üretmesi ve %90’ını işlemesi nedeniyle bu alanda monopol güce sahiptir. Bu durum, diğer ülkelerin nadir toprak elementleri tedarikinde Çin'e bağımlı olmasına neden olmaktadır. Çin ise bu stratejik üstünlüğünü zaman zaman ekonomik ve siyasi çıkarları doğrultusunda bir güç olarak kullanmaktadır. 1992 yılında dönemin Çin lideri Deng Xiaoping ’in “Ortadoğu’nun petrolü varsa, Çin’in nadir toprak elementleri var” ifadesi Çin’in bu elementlerdeki küresel üstünlüğünü açık bir şekilde göstermiştir.
2010 yılında Çin’e ait balıkçı teknesi ve Japonya’ya ait askeri geminin çarpışması sonucunda iki ülke arasında diplomatik kriz yaşanmıştır. İki ülke arasındaki gerilimin ardından Çin nadir toprak elementlerinin ihracatını kısıtlama kararı almış ve bu durum küresel arenada tedirginlik yaratmıştır. Çin her ne kadar bu ihracat kısıtlamaları için ulusal güvenlik, kotalar ve çevreye verdiği zararları gerekçe gösterse de Çin'in bu stratejik hamlesi, nadir toprak elementlerinin ekonomik ve siyasi önemi konusunda farkındalığın artmasına neden olmuştur. Nitekim küresel düzen yeniden şekillenirken savunma alanında önemli bir kullanıma sahip olan nadir toprak elementleri ciddi bir teknolojik silah olmaktadır. ABD başta olmak üzere birçok ülkede nadir toprak elementlerinin ithalatında Çin’e olan bağımlılığın azaltılması, alternatif tedarik zincirlerinin oluşturulması ve yerli üretim kapasitelerinin artırılması yönünde girişimler başlamıştır.
Nadir toprak elementleri, ekonomik ve siyasi güç açısından ciddi bir öneme sahip iken, aynı zamanda karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik geliştirilen yüksek teknolojili rüzgâr türbinleri ve elektrikli araç pilleri gibi yeşil enerji uygulamalarının vazgeçilmezidir. Fakat bu elementlerin madenciliği (çıkartma, rafine etme, işleme ve mıknatıs üretimi) maliyetli olduğu gibi çevreye de zarar vermektedir. Bu bağlamda, nadir toprak elementleri ve yeşil enerji arasındaki ilişki değerlendirilirken ortaya çıkan bu paradoksun çevresel sürdürülebilirlik çerçevesinde incelenmesi önemlidir. Nadir toprak elementleri yüksek teknoloji ve yeşil enerji uygulamalarında önemli bir bileşen olsa da söz konusu elementlerin madenciliğinin çevreye olumsuz etkileri dışsallık sorunu yaratmaktadır. Bu sebeple yeşil enerji ve nadir toprak elementleri arasındaki ilişki değerlendirilirken çevresel maliyetlerinin değerlendirilmesi önemlidir.
Yeşil Enerji ve Nadir Toprak Elementleri Arasındaki Paradoks
“Hangi yeşil teknoloji olursa olsun hepsi de toprağı kazıp yere sıradan bir çukur açmakla başlıyor işe. Yeryüzüne yeni bir haraç kesiyor, petrole bağımlılığımızın yerine başka bir bağımlılık, nadir metallere bağımlılığı koyuyoruz.”
Hızla gelişen teknolojiler ve buna bağlı ortaya çıkan yenilikler, insan yaşamının tüm alanlarına sirayet etmekte; bu gelişmeler yaşam standartlarını yükseltirken aynı zamanda enerji tüketiminde de artışa neden olmaktadır. Artan enerji tüketiminin çevresel etkilerini azaltmak için karbonsuzlaştırma ve yeşil enerjiye duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Bu bağlamda nadir toprak elementleri elektrikli araçlar, güneş panelleri gibi yeşil enerji ve düşük karbonlu teknolojiler için önemli bir bileşen olduğu konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Ancak nadir toprak elementleri madenciliği su kirliliği, radyoaktif atık (toryum ve uranyum) ve ekosistemlerin bozulması gibi çevresel sorunlara da yol açabilen bir süreçtir. Nitekim 2010 yılında Çin, nadir toprak madenciliğinin “ekolojik çevreye yoğun zarar verdiğini, bitki örtüsü kaybına ve yüzey sularının, yeraltı sularının ve tarım arazilerinin kirlenmesine neden olduğunu” kabul etti.
"Nadir toprak elementlerinin yeşil enerji teknolojilerindeki kritik rolü yadsınamaz olmakla birlikte, bu elementlerin çevresel ve halk sağlığı üzerindeki olası etkilerinin de göz ardı edilmemesi gerekmektedir."
Nadir toprak elementleri çıkartıldıktan sonra yeşil enerjide çevre dostu çeşitli ürünlerin üretiminde kullanılmaktadır. Fakat bu elementlerin madenciliği sırasında çevre ve halk sağlığı açısından oldukça ciddi etkileri olmakta ve ayrıca toprak erozyonu gibi çevresel tahribatlara da neden olmaktadır. Çünkü nadir toprak elementleri büyük çukurlar kazılarak çıkarılır. Dikkatli yapılmadığı takdirde yer altı sularına asitler ve radyoaktif maddeler sızabilir. Dolayısıyla nadir toprak elementlerinin işlenme süreci, yani ham cevherin kullanılabilir hâle getirilmesi ise çok su tüketen ve zehirli kimyasallar içeren, aynı zamanda yüksek miktarda atık üreten zahmetli bir işlemdir.
Bugünden gelecek nesillere daha yaşanabilir dünya bırakabilmek için nadir toprak elementlerinin de geri dönüştürülmesi önemlidir. Bir ton nadir toprak elementinin işlenmesinin yaklaşık 2.000 ton zehirli atık ürettiği hesaplanmıştır. Bu sebeple atıkların Elektrikli ve Elektronik Ekipmanlardan geri dönüşümü gereklidir. Bu sayede nadir toprak elementleri doğru bir şekilde yönetilebilir, geri dönüştürülebilir ve yeni toprak ekstraksiyonu gerektirmeden yeni üretim döngülerine sokulabilir. Nadir toprak elementlerinin geri dönüşümünün sağlanması bu elementlerin sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Zira artan küresel talep karşısında bu elementlerin tükenmesi arz güvenliğini tehdit etmektedir. Nadir toprak elementlerinin 2030 yılına kadar tükeneceği tahmin edilmektedir. Güneş panellerinde kullanılan galyumun 2006 yılı itibarıyla dünya genelindeki üretimi 152 ton olarak gerçekleşmiş ve bu üretimin %83’ü Çin tarafından tüketilmiştir. Mevcut veriler doğrultusunda, galyuma olan talebin 2030 yılına kadar yaklaşık 603 tona ulaşması beklenmektedir. Bu öngörü, hem arz-talep dengesine dair endişeleri artırmakta hem de geri dönüşüm teknolojilerinin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır.
‘‘Mavi gezegende yeşili düşünürken yeşilin arkasındaki karanlığı göz ardı etmemeliyiz.’’
Türkiye’de Yeşil Enerji ve Nadir Toprak Elementleri
Coğrafi konumu itibariyle jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip olan Türkiye, dünya genelinde en büyük nadir toprak elementi rezervine sahip ülkelerden biridir. Bu durum, Türkiye’nin diplomatik ve ekonomik açıdan önemini pekiştirmektedir.

Kaynak: TRT Haber
Nadir toprak elementlerinin gün geçtikçe artan önemine paralel olarak Türkiye’de nadir toprak elementleri alanında yapılan çalışmalar hızlanmıştır. Bu bağlamda Eti Maden İşletmeleri tarafından Eskişehir/Beylikova’da bulanan basnazit madeninin işletilmesi için pilot tesis kurulmuştur. Akabinde MTA’nın Malatya, Burdur ve Isparta’daki arama çalışmaları devam etmekte olup, Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü (NATEN) kurulmuştur. On İkinci Kalkınma Planı’nda, nadir toprak elementleri ile lityum üretim teknolojilerinin geliştirilmesi ve bu alanda büyük ölçekli üretim tesislerinin kurulması hedeflenmiş; söz konusu stratejik alanlara yönelik politikaların hayata geçirilmesinin gerekliliğine önem atfedilmiştir.
Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesine büyük önem vermektedir. 2017 yılında kabul edilen Milli Enerji Politikası uyarınca yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması ana öncelikler arasındadır. Türkiye yenilenebilir enerjide kurulu güç bakımından Avrupa’da 5. ve dünyada 11. sıraya yükselmiştir. Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla kurulu gücün %60’tan fazlası yenilenebilir kaynaklardan oluşmaktadır. Türkiye 2024 yılında açıklanan “Yenilenebilir Enerjide 2035 Yol Haritası" kapsamında, yenilenebilir enerji alanında 108 milyar dolarlık yatırımla güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesini 2035 yılına kadar dört kat artırarak 30GW'tan 120GW'a çıkarmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, Türkiye’nin yeşil dönüşüm stratejilerini hayata geçirirken, yeşil enerji teknolojilerinde önemli bir girdi olan nadir toprak elementlerine sahip olması, stratejik avantaj sağlamaktadır. Bu durum, ülkenin enerji alanında dışa bağımlılığını azaltma hedefinde de etkili olabilecektir.
Türkiye’nin nadir toprak elementleri üretmesi sadece ekonomik bir kazanç sağlamayacak, aynı zamanda küresel enerji ve teknoloji piyasalarında daha güçlü bir konuma gelmesini de sağlayacaktır. Çin’in söz konusu hâkimiyeti, diğer ülkeleri yeni tedarikçiler aramaya zorladığı için Türkiye’nin uzun vadede küresel nadir toprak elementleri piyasasında stratejik bir aktör hâline gelmesi oldukça muhtemeldir. Nadir toprak elementleri madenciliği ve işleme süreçleri, yüksek yatırım maliyetleri ve ileri teknoloji gerektirmektedir. Ayrıca nadir toprak elementlerinin işlenmesi, çevresel etkiler bakımından da düzenli bir planlama istemektedir. Ancak Türkiye’nin savunma sanayisi ekosisteminde, yenilenebilir enerji kapasitesinde ve Ar-Ge yatırımlarında artan bir eğilime sahip olması, bu alanda potansiyel bir aktör hâline gelebileceğini göstermektedir.
Sonuç itibariyle, Türkiye’nin nadir toprak elementlerine sahip olması hem yeşil dönüşüm stratejilerinde hem de ekonomik büyüme ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından kritik fırsatlar sunmaktadır.
Referanslar
1 Boltuc, S. (2022). Turkey discovered a massive reserve or rare earth elements. Erişim Adresi: https://www.specialeurasia.com/2022/07/04/turkey-discovered-rare-earth/#:~:text=According%20to%20local%20sources%2C%20Turkey,China's%20800%20million-ton%20res Erişim Tarihi: 04.07.2022.
2 Cheilas, P., Christou, T., Karkalakos, S., Kottaridi, C., & Michaelides, P. G. (2025). Rare earth elements and the US renewable economy: A causality exploration between critical materials and clean energy. Resources Policy, 101, 105491.
Dışişleri Bakanlığı. Türkiye’nin uluslararası enerji stratejisi. Erişim Adresi: https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa
3 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. Erişim Adresi: https://enerji.gov.tr/bilgimerkezi-tabiikaynaklar-nadirtoprakelementleri Erişim Tarihi: 26.12.2024.
4 Gramling, C. (2023). Rare earth mining may be key to our renewable energy future. But at what cost? Erişim Adresi: https://www.sciencenews.org/article/rare-earth-mining-renewable-energyfuture#:~:text=Rare%20earths%20are%20mined%20by,that%20might%20leak%20i Erişim. Tarihi: 11.01.2023.
5 Leon, M.A., Daphane, L. (2023). The rare earth problem: Sustainable sourcing and supply chain challenges. Erişim Adresi: https://www.circularise.com/blogs/the-rare-earth-problem-sustainable-sourcing-and-supply-chain-challenges#:~:text=%E2%80%8D-,Rare%20earth%20mining%20and%20production%20impacts,and%20the%20disruption%20of%20ecosystems. Erişim Tarihi: 08.09.2023.
6 Milli İstihbarat Akademisi(2025). Nadir toprak elementleri ve türkiye: jeopolitik satrançta yeni dinamikler ve aktörler analizi. Erişim Adresi: https://mia.edu.tr/uploads/f/30052025_1.pdf
MTA (2017). https://mta.gov.tr/v3.0/sayfalar/bilgi-merkezi/maden-serisi/dunyada_ve_turkiyede_nadir_toprak_elementleri.pdf
7 Strateji ve Bütçe Daire Başkanlığı. On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028). Erişim Adresi: https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/12/On-Ikinci-Kalkinma-Plani_2024-2028_11122023.pdf
8 Negiz, M. (2024). Nadir Metaller Savaşı: Enerji Geçişinin ve Dijitalleşmenin Karanlık Yüzü. Novus Orbis: Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Dergisi, 6(2), 297-307.
9 TRT Haber. Türkiye’nin nadir toprak elementleri. Erişim Adresi: https://www.trthaber.com/haber/infografik/turkiyenin-nadir-toprak-elementleri-686351.html Erişim Tarihi: 07.06.2022.
10 Yergin, H., Günsan, N. (2022). İklim değişikliğinin Makro ve Mikro Düzeyde Ekonomik Etkileri. İktisadi ve Finansal Gelişmelerin Teorik Yaklaşımlarla Değerlendirilmesi içinde (Ed., Şahin Karabulut), Gazi Kitabevi: Ankara.
11 World Population Review, (2025). Erişim Adresi: https://worldpopulationreview.com/country-rankings/rare-earth-reserves-by-country Erişim Tarihi: 25.07.2025.