Cover Image
Görüş

Nusantara: Mekansal Hamleden Stratejik Dönüşüme

Nusantara bir başkent değişikliğinden mi ibaret, yoksa Endonezya’nın merkez–çevre dengesi ve küresel konumunu yeniden kurma hamlesi mi? Cakarta’nın sorunlarını aşmayı hedefleyen bu proje, Hint-Pasifik rekabeti karşısında ülkeye daha özerk bir gelecek sunabilir mi?

Dr. Ramazan Aydın | 12. Sayı 2025
Araştırmacı

Endonezya, Güneydoğu Asya’nın siyasi ve ekonomik dengelerinin şekillenmesinde etkili olan en önemli aktörlerin başında gelmektedir. Dünya üzerinde en fazla Müslümanın yaşadığı ülke olması hasebiyle hem Müslüman dünyası içinde hem de küresel ölçekte dikkat çekici bir konumdadır. Hint ve Pasifik bölgelerinin merkezinde yer alan stratejik konumu sayesinde, ABD ile Çin arasındaki rekabette göz ardı edilemeyecek bir aktör hâline gelen ülke, sahip olduğu ekonomik büyüklükle de ASEAN’ın istikrarı açısından vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir.


On yedi binden fazla adadan oluşan bu ülke, Sumatra, Java, Kalimantan, Sulawesi, Nusa Tenggara, Maluku ve Papua olmak üzere yedi ana bölgeye ayrılmaktadır. Her bölgenin kendisine ait farklı tarihsel geçmişleri, etnik yapıları, kültürel pratikleri ve ekonomik faaliyetleri bulunmaktadır. Nüfusun büyük bir çoğunluğunun Java Bölgesi’nde yaşaması, devlet kapasitesinin ve imkânlarının bu adada yoğunlaşmasına yol açmış; bu durum ülkenin diğer bölgeleriyle arasındaki gelişmişlik farkını artırarak tarihsel bir merkez–çevre dengesizliği oluşturmuştur.


Endonezya’nın çok katmanlı ve özgün yapısı, bir yandan ülkeye önemli fırsatlar sunarken diğer yandan siyasal bütünlük açısından belirli kırılganlıkları da beraberinde getirmektedir. Tam bu noktada, eski Devlet Başkanı Joko Widodo, 2019 yılında başkent Cakarta’nın Endonezya’nın coğrafi merkezine yakın konumdaki Kalimantan Adası’nda inşa edilecek yeni başkent Nusantara’ya taşınacağını ilan etmiştir. Bu karar, yalnızca idari bir yer değişikliği değil, ülkenin geleceğe dönük kalkınma ve ulusal vizyon arayışını şekillendiren stratejik bir adım olarak değerlendirilebilir.


Başkent Cakarta’nın Taşınma Nedenleri


Tarihsel örneklere bakıldığında, pek çok ülkenin farklı nedenlerle başkentlerini taşıdığı görülmektedir. Türkiye’nin İstanbul’dan Ankara’ya, Brezilya’nın Rio de Janeiro’dan Brasília’ya ve Nijerya’nın Lagos’tan Abuja’ya yaptığı geçişler, devletlerin mekânı siyasi, ekonomik ve idari dönüşüm süreçlerinin bir aracı olarak kullanabildiğinin açık göstergeleridir. Bu örnekler, başkent taşıma kararının çoğu zaman fiziki bir ihtiyaçtan ziyade, devletin uzun vadeli perspektifini ve ulusal kimlik arayışını yansıtan stratejik bir tercih olduğunu ortaya koymaktadır. Endonezya’nın Cakarta’dan Nusantara’ya geçiş kararı da bu tarihsel çerçeve içinde okunmalıdır.


Cakarta, uzun yıllardır artan nüfus yoğunluğu, çarpık kentleşme ve yetersiz altyapı sebebiyle dünyanın en sorunlu mega kentlerinden biri hâline gelmiştir. Aşırı yer altı suyu kullanımı nedeniyle şehrin bazı bölgeleri her yıl çökmekte, bu durum ciddi bir güvenlik riski oluşturmaktadır. Sel, trafik ve hava kirliliği gibi kronikleşmiş sorunlar başkentin yönetilebilirliğini giderek zayıflatmış; devletin uzun vadeli planlama süreçlerini sürdürülemez hâle getirmiştir. Dolayısıyla Cakarta’nın mevcut koşulları, başkentin taşınmasını teknik açıdan zorunlu kılan temel gerekçeyi oluşturmuştur. Bu noktada Nusantara projesi ilk olarak, Cakarta’nın yapısal sorunlarına verilen devlet ölçekli bir yanıt niteliğindedir.


Yaklaşık 35 milyar dolara mal olması öngörülen Nusantara projesinde hibrit bir finansman modeli tercih edilmiştir. Devlet bütçesi, başkanlık sarayı, parlamento ve bakanlık binaları gibi kamu kurumlarının finansmanını üstlenirken; ulaşım altyapısı, konut alanları, enerji sistemleri ve akıllı şehir bileşenlerinin önemli bir kısmının kamu-özel ortaklığı ve özel sektör yatırımları yoluyla gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.


2022 yılında resmî olarak başlatılan inşa sürecinin ilk aşaması, başkanlık kompleksi, bakanlık binaları ve temel altyapıların oluşturulmasına odaklanmıştır. Projenin 2024 itibarıyla sınırlı ölçekte faaliyete geçmesi, 2045 yılına kadar ise kademeli biçimde tamamlanması planlanmıştır. Yeni başkent, sürdürülebilir şehircilik vizyonu doğrultusunda düşük karbon salınımına sahip, yenilenebilir enerjiye dayalı, dijital yönetim altyapısıyla desteklenen ve doğayla uyumlu bir yaşam alanı olarak tasarlanmıştır.


Başkentin Nusantara’ya taşınmasını yalnızca Cakarta’nın fiziksel sorunlarına yönelik bir çözüm olarak değerlendirmek, meselenin bütüncül biçimde kavranmasını engelleyecektir. Bilindiği gibi Endonezya’da nüfusun ve ekonomik faaliyetlerin büyük kısmının Java Adası’nda yoğunlaşmıştır. Dolayısıyla siyasal merkez aşırı derecede tek bir bölgede toplanarak ülke genelinde yapısal bir dengesizliğe sebep olmuştur. Kalimantan’ın tercih edilmesi, devlet kapasitesinin ülke geneline daha dengeli biçimde yayılmasını hedefleyen bilinçli bir tercihtir. Bölgenin coğrafi olarak ülkenin merkezine daha yakın olması, özellikle doğu bölgelerinin siyasal merkeze entegrasyonunu güçlendirme potansiyeli taşımaktadır.


Bu yönüyle Nusantara projesi, merkezin çevreye doğru genişletilmesinden ziyade, merkezin bizzat yeniden tanımlandığı bir dönüşümü temsil etmektedir.


Tüm bu iç dönüşümlerin yanında Nusantara projesi, Endonezya’nın küresel rekabet ortamında kendisini yeniden konumlandırma arzusunun da bir yansımasıdır. Hint-Pasifik’te giderek artan büyük güç rekabeti karşısında Endonezya, ne Çin ile tam bir hizalanmayı ne de Batı merkezli güvenlik bloklarına eklemlenmeyi tercih etmektedir. Bunun yerine stratejik özerkliğini koruyan, çok yönlü ve esnek bir dış politika izlemeye çalışmaktadır. Çin, Japonya, Güney Kore ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere pek çok aktörün projeye ilgi göstermesi, Nusantara’yı rekabet ve iş birliğinin iç içe geçtiği çok aktörlü bir jeoekonomik alan hâline getirmiştir. Cakarta yönetimi, özellikle Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki Çin yatırımlarının oluşturabileceği bağımlılık risklerini dengelemek amacıyla proje finansmanını çeşitlendirmeye özen göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında Nusantara, tıpkı Kazakistan’ın Almatı’dan Astana’ya taşınmasında olduğu gibi, Endonezya’nın küresel güç mücadelesi içinde kendi eksenini belirleme kapasitesini mekânsal düzeyde pekiştiren sembolik ve stratejik bir projedir.


Türkiye’nin Nusantara’daki Yeri: Sessiz Ama Stratejik Bir Fırsat


Türkiye ile Endonezya arasındaki ilişkiler, son yıllarda siyasi, ekonomik ve güvenlik boyutlarını kapsayan stratejik bir ortaklık zemininde gelişmektedir. Bu ilişkilerin kurumsal altyapısı, 2022 yılında kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile oluşturulmuş ve Konsey, ikili iş birliğinin ana koordinasyon mekanizması hâline gelmiştir. Konsey’in ilk toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılında Endonezya’ya gerçekleştirdiği resmî ziyaret sırasında yapılmış; bu ziyaret kapsamında savunma sanayii, ticaret, enerji, altyapı, dijital dönüşüm ve eğitim gibi alanları kapsayan 13 başlık altında 64 maddelik kapsamlı bir ortak beyan yayımlanmıştır. Ekonomik boyutta taraflar, ikili ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma hedefi üzerinde mutabık kalmış; bu hedef doğrultusunda gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi, kamu-özel ortaklığı modellerinin yaygınlaştırılması ve Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın (CEPA) tamamlanması gibi adımların izleneceğini ilan etmişlerdir. Bu çerçevede 2025 ziyareti, kurumsal yapının fiilen işlerlik kazandığı ve stratejik ortaklığın somutlaştığı bir aşamayı temsil etmektedir.


Bu ortaklığın en dikkat çekici boyutlarından biri savunma sanayii alanında gelişen iş birliğidir. İki ülke arasındaki savunma ilişkileri, klasik tedarikçi–alıcı modelinin ötesine geçerek teknoloji paylaşımı, ortak üretim ve kapasite geliştirmeye dayalı uzun vadeli bir güvenlik ortaklığına yönelmiştir. 48 adet KAAN savaş uçağını kapsayan anlaşma, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkmaktadır.


Ayrıca Türk savunma sanayiinin insansız hava araçları, havacılık sistemleri, zırhlı kara araçları ve savunma elektroniği alanlarında kazandığı uluslararası tecrübe, Endonezya’nın stratejik özerklik hedefleriyle uyumlu bir iş birliği zemini sunmaktadır. Bu yönüyle savunma sanayii, ikili ilişkilerde yalnızca askeri değil, karşılıklı güveni pekiştiren yapısal bir unsur hâline gelmiştir.


Ortak beyanın içeriği incelendiğinde, Nusantara projesinin Türkiye–Endonezya stratejik ortaklığının uygulamaya aktarılmasında öne çıkan en önemli alanlardan biri olduğu anlaşılmaktadır. Endonezya, Nusantara’yı dış yatırımlar açısından dengeleyici ve çeşitlendirici bir anlayışla inşa etmeyi hedeflemekte ve projenin belirli ülkelerin aşırı nüfuz alanına dönüşmesine engel olmak istemektedir. Ancak mevcut yatırım kompozisyonunda Çin başta olmak üzere Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin güçlü aktörler olarak öne çıkması, Cakarta yönetiminin uzun vadeli hedefleriyle tam olarak örtüşmemektedir. Bu nedenle Endonezya, tek yönlü bağımlılık üretmeyen, esnek ve çok boyutlu ortaklara öncelik vermektedir.


Bu bağlamda Türkiye, farklı coğrafyalarda edindiği uluslararası tecrübe, siyasi koşullara duyarlı yaklaşımı ve dengeleyici dış politika profiliyle stratejik bir alternatif ortak olarak öne çıkmaktadır.


Nusantara’nın uygulama boyutundaki altyapı ve şehircilik politikaları özel bir yer tutmaktadır. Türk firmaları, Orta Doğu, Afrika, Balkanlar ve Orta Asya’da üstlendikleri havalimanı, otoyol, tünel ve köprü projeleri sayesinde büyük ölçekli altyapı yatırımlarının finansmanı ve uygulanması konusunda önemli bir deneyim kazanmıştır. Kamu-özel ortaklığı ve proje finansmanı alanlarında edinilen bu birikim, Nusantara gibi sıfırdan inşa edilen bir başkent için hem teknik hem de kurumsal bir değer taşımaktadır. Buna ek olarak Türkiye’nin kentsel dönüşüm ve sosyal konut üretimindeki deneyimi, Endonezya’nın yıllık 3 milyon konut üretim hedefi ile birlikte değerlendirildiğinde stratejik bir önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda kurulan Türkiye–Endonezya Altyapı Forumu, altyapı ve konut projelerinde teknik eşgüdüm ve proje geliştirme süreçlerini kurumsal bir zemine taşımaktadır.


Bütün bunların yanında, Nusantara projesini yalnızca altyapı ve şehircilik faaliyetleriyle sınırlamak doğru olmayacaktır. Aksine proje, Türkiye–Endonezya ilişkilerinin bölgesel ve küresel ölçekte yeniden konumlandırılmasına imkân tanıyan stratejik bir çerçeve de sunmaktadır.


Türkiye açısından Nusantara, “Yeniden Asya” açılımının Güneydoğu Asya ayağında somutlaşan önemli bir uygulama alanı olarak öne çıkmaktadır. Endonezya’nın ASEAN içindeki merkezi konumu ve bölgesel ağırlığı, Nusantara’yı ulusal bir kalkınma projesinin ötesine taşıyarak bölgesel etkileşim ve iş birliği platformuna dönüştürmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin projeye dâhil olması, Ankara’nın ASEAN bölgesiyle ilişkilerini derinleştirme ve çok taraflı yapılarda daha görünür bir aktör olma hedefiyle örtüşmektedir.


Sonuç olarak Nusantara projesi, Türkiye açısından yalnızca ekonomik fırsatlar sunan bir yatırım alanı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir stratejik sınav niteliği taşımaktadır. Mega ölçekli projelerde kalıcı etki, fiziki çıktılar kadar kurumsal uyum, sürdürülebilir planlama ve güvene dayalı ortaklık modelleriyle mümkündür. Türkiye’nin Nusantara sürecindeki başarısı; teknik kapasitesini sahaya yansıtabilme, çok aktörlü rekabet ortamında dengeyi koruyabilme ve projeye uzun soluklu bir perspektifle yaklaşabilme yeteneğine bağlıdır. Bu yönüyle Nusantara, Türkiye’nin Asya-Pasifik’te nasıl bir ortak olmak istediğini gösteren önemli bir referans alanı oluşturmaktadır.

 

Nusantara’yı Nasıl Okumalıyız?


Nusantara projesini önemli kılan üç temel unsurdan söz etmek mümkündür. İlk olarak proje, Cakarta’nın çevresel ve altyapısal sorunlarına verilen teknik bir yanıt olmanın ötesinde, Endonezya’nın tarihsel merkez–çevre dengesizliğini gidermeyi hedefleyen yapısal bir dönüşüm hamlesidir. İkinci olarak Nusantara, Endonezya’nın Hint-Pasifik’te derinleşen büyük güç rekabeti karşısında stratejik özerkliğini koruma ve çok yönlü bir dış politika izleme iradesinin mekânsal bir yansımasıdır. Üçüncü olarak ise proje, sürdürülebilir şehircilik, dijital yönetişim ve çevreyle uyumlu kalkınma ilkelerini devlet politikası düzeyine taşıyarak Endonezya’nın uzun vadeli modernleşme vizyonunu somutlaştırmaktadır.


Türkiye açısından Nusantara, yalnızca ekonomik veya teknik iş birliği imkânı sunan bir altyapı projesi değil; savunma sanayii, şehircilik, teknoloji ve kamu-özel ortaklığı modelleri üzerinden uzun vadeli ve stratejik bir ortaklık zemini oluşturmaktadır. Türkiye’nin çok boyutlu proje tecrübesi, kriz ve dönüşüm süreçlerinde edindiği uygulama kapasitesi ve tek yönlü bağımlılık üretmeyen iş birliği anlayışı, Endonezya’nın ortaklık arayışıyla örtüşmektedir. Bu yönüyle Nusantara, Türkiye için yalnızca Güneydoğu Asya’da görünür olmanın değil, kalıcı, güvenilir ve dengeleyici bir aktör olarak konumlanmanın da somut bir imkânı niteliğini taşımaktadır.