Masdar Şehri (İngilizce Masdar City, Arapça Medinetü’l Masdar), Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti ve en büyük emirliği olan Abu Dabi’de kurulan ve dünyanın ilk sıfır karbonlu şehirlerinden biri olmayı hedefleyen bir girişimdir. Proje 2006 yılında tasarlanmış ve 2008’de yapımına başlanmıştır. Masdar Şehri’nin ilk planlamalarda 2016 yılında tamamlanması öngörülmüş; ancak bu tarih önce 2025’e, mevcut planlamada ise 2030 yılına ertelenmiştir. İnşası halen devam etmekle birlikte, tamamlanan bölümleri fiilen kullanılmakta ve şehir kısmen faaliyettedir.
Masdar Şehri, çevreci ve sürdürülebilir nitelikte çok sayıda projeyi bünyesinde barındırmaktadır. Şehir, dünyanın ilk yapay zekâ odaklı üniversitelerinden biri olan Muhammed Bin Zayed Yapay Zekâ Üniversitesi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Bunun yanı sıra Masdar Şehri’nde, yenilenebilir enerji kullanılarak inşa edilmiş ilk, orta ve lise düzeylerinde eğitim veren kampüs anlayışına sahip eğitim yapıları da yer almaktadır. Sürdürülebilirlik, çevrecilik ve sıfır karbonlu mimari, Masdar Şehri’ni öne çıkaran temel özellikler arasındadır. Bu kapsamda, bölgenin ilk sıfır karbonlu ve enerji verimliliğini önceleyen camisi, yaklaşık 1300 kişilik kapasitesiyle 2025 yılının Ekim ayında açılmıştır.
Halkla İlişkiler mi, Yeni Ekonomi Aracı ve Yeni Şehir İnşası Mı?
Masdar Şehri, Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol sonrası döneme yönelik politik ekonomi vizyonuyla uyumlu bir girişim olarak değerlendirilebilir. Proje, bir yandan ülkenin küresel ölçekte çevreci ve yenilikçi bir imaj inşa etmesine hizmet eden güçlü bir halkla ilişkiler aracı niteliği taşırken, diğer yandan turizm ve iş merkezi olma hedeflerini destekleyen bir şehirleşme ve ekonomik dönüşüm aracı olarak işlev görmektedir. Masdar Şehri’ne ilişkin 2006 yılından bu yana yayımlanan haberler ve resmi söylemler, projenin güçlü bir halkla ilişkiler boyutuna sahip olduğunu gösterse de aynı zamanda petrol sonrası dönemde yeni ekonomik alanlar oluşturmaya yönelik bir piyasa çeşitlendirme aracı olarak da okunabilir. Nitekim projenin, yenilenebilir enerji alanına odaklanan ve birçok ülkede yatırımları bulunan Masdar şirketi tarafından yürütülmesi, Masdar Şehri’nin şirket açısından bir tür “örnek proje” olarak kurgulandığını ve bu süreçten bilgi birikimi ile deneyim kazanma amacını da taşıdığını ortaya koymaktadır.
Masdar şirketinin ortakları arasında Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC), Mubadala Yatırım Şirketi ve Abu Dabi Ulusal Enerji Şirketi (TAQA) gibi kamu bağlantılı kurumların bulunması, bu girişimin büyük ölçüde bir devlet projesi olarak algılanmasına neden olmaktadır. Bu ortaklık yapısı dikkate alındığında, Masdar Şehri’nin Abu Dabi açısından daha geniş bir ekonomik ve kurumsal ekosistemin parçası olarak kurgulandığı söylenebilir. Nitekim Abu Dabi’nin ulusal havayolu şirketi Etihad Airways’in Masdar Şehri’nde konaklama yatırımlarına yönelmesi, projenin Abu Dabi ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait diğer kamu ve yarı-kamu kuruluşlarıyla bütünleşik bir yapı oluşturma hedefi taşıdığını göstermektedir. Bu bağlamda Masdar Şehri projesi, özelde Birleşik Arap Emirlikleri’nin, genelde ise Körfez ülkelerinin “en’ler” (süperlatifler) üzerinden şekillenen rekabetçi proje anlayışına dikkat çekici bir örnek sunmaktadır. Zaman zaman “dünyanın en sürdürülebilir şehri”, “dünyanın en iddialı çevreci şehri” ya da “dünyanın en yenilikçi yerini inşa ediyoruz” gibi söylemlerle öne çıkarılan bu proje, güçlü bir halkla ilişkiler boyutuna sahip olmakla birlikte; Çin’de yatırım ofisi açılması ve Masdar şirketinin Malezya ile 208 milyon dolarlık bir güneş enerjisi projesine imza atması gibi adımlar, girişimin aynı zamanda küresel ölçekte ekonomik ve teknolojik açılımlar hedeflediğini de göstermektedir.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Diplomatik Bir Aracı Olarak Masdar Şehri
Masdar Şehri’nin olası ekonomik ve halkla ilişkiler motivasyonunun ötesinde, Birleşik Arap Emirlikleri bu projeyi çevre ve sürdürülebilirlik alanında stratejik bir diplomasi aracı olarak da kullanmaktadır. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) ana merkezinin Masdar Şehri’nde konumlanması, projeyi küresel ölçekte daha görünür ve etkin hâle getirirken; bu ölçekte bir ana planın hayata geçirilmesi, Birleşik Arap Emirlikleri’nin küresel çevre diplomasisinde daha aktif bir rol üstlenme yönündeki çabasını da yansıtmaktadır.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Masdar Şehri’ni doğrudan bir diplomatik araç olarak kullandığı dönemler de olmuştur. İsrail ile İbrahim Anlaşmaları öncesinde, iki ülke arasındaki doğrudan temasın kurulmasını sağlayan ilk önemli ve resmî girişimlerden biri bu çerçevede gerçekleşmiştir. İlişkiler henüz resmî olarak normalleşmeden önce, İsrail’in 2015 yılında IRENA’nda bir ofis açması, iki ülke arasında diplomatik tanıma bulunmamasına rağmen teknik ve kurumsal bir etkileşim zemini oluşturmuştur. Bu sürecin, 2020 yılında gerçekleşen normalleşme için önemli bir altyapı hazırladığı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.
Mega Projelerin Yeni Merkezi Körfez
Masdar Şehri projesi ilk ortaya atıldığında, Körfez bölgesinde ve hatta küresel ölçekte son derece yenilikçi ve fütüristik bir girişim olarak algılanmaktaydı. Ancak gelinen noktada Masdar Şehri, Körfez bağlamında görece daha düşük profilli bir proje konumuna gerilemiştir. Bunun başlıca nedenleri arasında, proje için başlangıçta ilan edilen hedeflere tam olarak ulaşılamamış olması ve ayrıca şehir projesinin süreç içerisinde kademeli olarak aşağı yönlü revize edilmesi yer almaktadır. Buna ek olarak, Birleşik Arap Emirlikleri’nin komşusu Suudi Arabistan’ın NEOM projesini ilan etmesi de Masdar Şehri’nin bölgesel görünürlüğünü görece azaltan bir unsur olmuştur. NEOM, 2017 yılında Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından duyurulmuş; yaklaşık maliyetinin 500 milyar dolar ile 1,5 trilyon dolar arasında olacağı öngörülen ve bünyesinde çok sayıda alt projeyi barındıran kapsamlı bir mega proje olarak tasarlanmıştır. Masdar Şehri gibi sürdürülebilirlik ve çevrecilik vurgusuyla öne çıkması hedeflenen The Line projesi de bu girişimin temel bileşenlerinden biri olarak sunulmuştur.
Başlangıçta 2025 yılına kadar önemli bir bölümünün tamamlanması öngörülen NEOM projesinin, mevcut durumda planlanan takvimin oldukça gerisinde kaldığı ve ilerlemenin sınırlı olduğu görülmektedir. Bu durum, Körfez’de hayata geçirilen mega projelerin gerçekten uygulanmak ve tamamlanmak üzere mi ilan edildiği, yoksa daha çok bir halkla ilişkiler aracı olarak mı kurgulandığı ya da yetersiz planlama ve öngörü hataları nedeniyle zamanla gecikme ve profil kaybı mı yaşandığı sorularını gündeme getirmektedir.
Her ne kadar bu projeler hedeflenen düzeye ulaşamamış olsa da Körfez ülkelerinin birbirlerinden nasıl etkilendiklerini ve mega projeler aracılığıyla küresel ölçekte görünürlük kazanma çabalarını ortaya koymaları bakımından önem taşımaktadır.
Ütopya mı, Serap mı?
Masdar Şehri hakkındaki tartışmalar genellikle ütopik bir başarı ile başarısızlık arasında yapılan ikili bir değerlendirme çerçevesinde ele alınmaktadır. Lansman sürecinde Masdar, tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışan, sıfır karbonlu ve otomobilsiz bir şehir olarak; Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol sonrası geleceğini simgeleyen teknolojik ve ütopik kentleşmenin somut bir örneği şeklinde sunulmuştu. Bu yönüyle Masdar, yalnızca bir kentsel proje değil; sürdürülebilirliği yeni bir meşruiyet ve küresel görünürlük kaynağı olarak konumlandıran siyasi bir bildiri niteliği taşımaktaydı.
Bu başlangıç hedefleri esas alındığında, Masdar Şehri büyük ölçüde bir başarısızlık olarak değerlendirilmektedir. Sıfır karbon hedefi ve kapsamlı otomobilsiz ulaşım sistemi gibi temel vaatlerden zaman içinde vazgeçilmiş; ana planın ise yalnızca sınırlı bir bölümü hayata geçirilebilmiştir. Bu nedenle pek çok eleştirmen projeyi başarısız olarak nitelendirmektedir.
Bununla birlikte, Masdar Şehri’ni bütünüyle bir başarısızlık olarak değerlendirmek yerine, projenin zaman içinde geçirdiği dönüşüme odaklanmak daha açıklayıcı olabilir. Başlangıçta ütopik bir vizyon üzerine inşa edilen projenin daha hibrit bir modele evrilmesi, Masdar’ın tamamen işlevsiz bir girişime dönüşmesini engellemiş ve projenin farklı bir biçimde varlığını sürdürmesine olanak tanımıştır.