Teknoloji, bir bilim ve araştırma sahası olmaktan çıkıp hayatımızın merkezine yerleşerek adeta bir beyin ya da kalp işlevi gören, hatta hemen tüm hayati organların yerini alan bir kavram hâline gelmiştir. İnsanoğluna eşyanın ve doğanın tüm bilgisi öğretildikten sonra, her değişen dönemle birlikte bilgi üretme ve işleme süreci doğal bir gelişim süreci geçirmiştir. Toplumların kanun ve nizam içerisinde yaşamaya başlaması ise sınır çizme, yasa koyma ve güvenlik ihtiyaçlarını beraberinde getirmiştir.
Sınırlara hükmetme, topluma nizam verme, eğitim, sanayi, kalkınma, ticari düzen ve uluslararası ilişkiler gibi olgular insanlar tarafından tarih boyunca tasarlanmış ve uygulanmıştır. Tam olarak bu noktada teknolojinin hayatın olağan akışı içerisinde son derece hızlı bir biçimde tekâmül etmesi, söz konusu düzenin sürekliliğini mümkün kılmıştır. Bu gelişimin fikri zemini ise insanın hayatını kolaylaştırmak üzerine kurulmuştur. Ancak Milenyum Çağı’nın yaşandığı günümüzde, günlük hayata bakıldığında dikkat çeken en önemli husus, teknolojinin yalnızca hayatı kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkarak onu dönüştüren, biçimlendiren ve hatta kimi yönleriyle sonlandıran bir güce dönüşmüş olmasıdır.
Aciz ama bir o kadar da cüretkâr bir varlık olan insan, sınırlarını korumak, yaşadığı coğrafyada ve nihayetinde dünyada söz sahibi olabilmek, varlığını idame ettirmek yani ezcümle hayatta kalabilmek için önce alet, araç ve gereçler geliştirmiş, akabinde ise iletişim yollarını keşfetmiştir. Zamanla bu keşifler savaş, savunma, güvenlik, diplomasi ve istihbarat başlıkları altında sıralanmış, artık bu noktada hayatiyetini sürdürebilmesi ise veriye, bilgiye, bilgiyi işlemeye ve anlamlandırmaya bağlı hale gelmiştir.
Düşle, Düşün ve Uygula: Algoritma
Esas itibariyle bilimin ve anlam arayışının en temel unsuru merak etmektir. Gerçekleşmesini istediğimiz herhangi bir şey için önce hayal ederiz, düşleriz, peşinden bunu düşünme işlemine çevirir ve belki günlerce, haftalarca tüm beyin ve kalp faaliyetlerimizi bu işe odaklarız. Nihayetinde ise oluşan tüm olgu, kavram, bilgi ve tecrübelerimizi, ilgili araç-gereç ile bir araya getirir ve o şeyi ortaya çıkarmak için kolları sıvarız. Bizi değiştiren, geliştiren ve hayatta tutan şey ise tam olarak budur; Algoritma!
Temel tarih bilgilerimizi hatırlayacak olursak, eski dönem yazıtlarının taşlara ya da hayvan derilerine işlendiğini ve bu eserlerin çok uzun senelerce varlıklarını devam ettirdiklerini hatta günümüze kadar ulaştığını görürüz. Bu yazıtların o günlerdeki problemlere çözüm ve geleceğe ise mesaj olarak kaldığını biliriz. Muhammed bin Musa el-Harezmi’den Alan Turing’e kadar uzanan genişçe bir dönemde insanoğlu problemleri tespit etmek, çözmek ve yeni problemler geliştirmek için çalışmış; bu problemlerin sistematik ve sayısal (cebr) bir şekilde çözüm yöntemine ise genel olarak algoritma1 ismini vermiştir. Seneler geçtikçe ve dönemler değiştikçe insanların ve dolayısıyla da devletlerin ihtiyaçları da aynı şekilde değişmiştir.
Yakın tarihten çok çarpıcı bir örnek olarak problem çözme ve yeni problem üretmeyi, yani algoritmaların nasıl çalıştığını II. Dünya Savaşı dönemi çok net bir şekilde göstermektedir; II. Dünya Savaşı’nın baş aktörlerinden Almanya demir elementi üzerine geliştirdiği çelik ve sair çalışmalarla özellikle silah üretiminde büyük ilerleme kaydetmiş ve bu teknolojik üstünlüğüyle diğer Avrupa ülkelerine ciddi zararlar vermiştir. Bu gelişmeler yalnızca savaş sanayiiyle sınırlı kalmamış, haberleşme teknolojisinin ilerlemesine de zemin hazırlamıştır. Nitekim bu süreç, Alan Turing gibi bilim insanlarının ön plana çıkmasına ve hatta birer savaş kahramanı olarak anılmasına vesile olmuştur.
Savaş yaralarının sarılmaya başlandığı dönemde kurulan diplomasi masasının ana gündemi ise demir olmuş ve nihayetinde tüm cephelerin katılımıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)’nun kurulması sağlanmıştır.2 Böylelikle savunma sanayiinde üretilecek tüm sistemler ve yeni teknolojiler bir konsorsiyum elinde toplanmış, günümüz itibariyle ise Avrupa Birliği’nin temellerini atarak A.B.D. ve Rusya’nın karşısına -her ne kadar bugün artık bu durum değişmiş olsa da- yeni bir kutup, yeni bir gücün ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Öte yandan, Alman ordusu, cephe hattı ile karargâhlar arasındaki iletişimi sağlamak ve bu haberleşmeyi şifrelemek amacıyla hücumbotlar ve denizaltılar üzerinden Enigma3 adlı bir cihaz geliştirmiştir. Bu cihazın kullandığı karmaşık şifreleme sistemi, İngiliz matematik dâhisi Alan Mathison Turing ve ekibi tarafından tasarlanan Bombe adlı elektro-mekanik cihaz sayesinde çözülmüş; böylece hem savaşın seyri değişmiş hem de harp sahasında tamamen yeni bir döneme girilmiştir.
Cephe ve savunma hattında, deniz ortasında yahut karargâhta en önemli iki unsurdan biri haber/bilgi, yani istihbarat; diğeri ise bu bilginin ulaştırılması, yani iletişimdir.
Bilindiği üzere yaşadığımız dönem iletişim çağı yahut dijital çağ olarak adlandırılmaktadır. Birbiriyle iç içe geçmiş bu kavramlar, aynı zamanda teknolojinin gelişiminde en büyük etken rolünü üstlenmiş ve öyle ki önceki satırlarda bahsettiğimiz üzere “insanın hayatını kolaylaştırmak” düsturundan “makinelerin hayata karışmasını kolaylaştırmak” düsturuna evrilmişlerdir.
Tespit Et, Temin Et, Uygula: İstihbarat
Bilgi ve bu bilginin istenilen noktalara ulaştırılması en büyük ihtiyaç olarak karşımıza çıksa da bunun da temelinde toplumların ve devlet idarelerinin hayatta kalma güdüsü olduğunu belirtmek gerekir. O halde bilgiyi oluşturma/tespit etme, temin etme, değerlendirme ve çıktı üretme/uygulama ise bu sürecin temel adımları olacaktır. Bu adımların tümüne ise literatür anlamıyla istihbarat oluşumu veya istihbarat çarkı denilmektedir.
Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’nın çevrimiçi olarak yayınladığı terimler sözlüğünde istihbaratın tanımı ise şöyle yapılmaktadır: “Politika yapıcıların ve ilgili devlet kuruluşlarının millî güvenlik ve menfaatlere ilişkin konularda doğru kararları verebilmek için ihtiyaç duydukları, rakip veya düşman tarafından korunan haber, bilgi ve tecrübeleri esas alan, bunların gizli toplama, işleme, analiz ve değerlendirme işleminden geçirilmesiyle üretilen, ilgili olduğu konuda karar vericiler için yeni bir anlayış geliştiren nihai ürün ve bu ürünü ortaya çıkaran faaliyet.”4
Tarih boyunca yürürlükte olan bu istihbarat çarkının temel aktörü ve yapı taşı daima insan olmuştur. Nitekim dikkatle incelendiğinde, teknoloji gelişiminin de bu noktada insan unsuruyla kesiştiği görülür. Her ne kadar insan odaklı istihbarat (HUMİNT) hala konunun merkezinde yer alsa da gelişen ihtiyaçlar ve teknolojik ilerlemeler doğrultusunda istihbarat toplama yöntemleri değişmiş; günümüzde Açık Kaynak İstihbaratı (OSINT), Elektronik İstihbarat (ELINT) ve Sinyal İstihbaratı (SIGINT) gibi pek çok farklı tür ortaya çıkmıştır.
Merak Etme Sanatı: Casusluk
Erişilemez olana erişmek, bu erişim için yollar keşfetmek, bu yolları kullanmak (deney) hem bilimin temelini oluşturmaktadır hem de casusluk kelimesini tanımlamaktadır. Kısaca casusluk “merak etme sanatı” olarak tanımlanabilir.
İstihbaratın oluşumuna değindiğimiz satırlarda en dikkat çekici husus, hiç şüphe yok ki güvenlik ve menfaat olacaktır. İşte devletlerin gerek savaş gerekse ticari alanda bir politika geliştirmesi ve yeni bir düzen inşa etmesi gibi tüm faaliyetlerinde vazgeçilmez motivasyon kaynağı güvenlik ve menfaattir.
Bir berber ile bulunduğu semtin ahvali hakkında sohbet etmek, bir kafeteryada pasta yerken güncel meseleleri değerlendirmek, bir manav esnafıyla hal ortamında gerçekleşen olayları tartışmak temel casusluk faaliyetleri olarak örneklendirilebilir. Fark edileceği üzere sosyal hayatın hemen her alanında, normal bir seyirde konuşulan her konu, güvenlik ve menfaat adına devlet organları tarafından işletilebilen yöntemlerden sadece bir kısmını temsil etmektedir.
Geleneksel Casusluk Faaliyetlerine Kısa Bir Bakış
Casusluk faaliyetleri geçmişten bugüne dek ağırlıklı olarak insan faktörü kullanılarak yapılmış örneğin şifreli mektup, fiziki takip, mülakat, suçüstü, telgraf gibi yöntemler kullanılmıştır. Her ne kadar günümüz teknolojisine değinecek olsak da faaliyetlerin ehemmiyetini anlamak adına birkaç örneği incelemek yerinde olacaktır.
İslam peygamberi Hz. Muhammed (sav) Bedir Gazvesi öncesinde yakalanan kişilere günde kaç deve kestiklerini sormuş ve cevaben “bazen on, bazen dokuz deve” cevabını alınca bir deveyi kaç kişinin yiyebileceğinden hareketle yaklaşık 1000 kişi olduklarını tahmin etmiş ve nitekim bu tahmininde ise yanılmamıştır.5
Osmanlı İmparatorluğu’nun hemen her döneminde de “dil almak” şeklinde tanımlanan istihbarat faaliyetleri yürütülmüştür. Nitekim 16 Eylül 1822 tarihli bir belgede,6 Vidin muhafızlığı tarafından Eflak tarafına geçmeye çalışan bir Rum casusun yakalanması ve Rus konsolosa verilmek üzere ateşe tutulduğunda yazıları okunan bir kâğıt içerisinde mektup taşıdığının tespit edilmesi, geleneksel açıdan casusluk ve önleme faaliyetlerinin ne denli önemli olduğunu göstermiştir.
Ayrıca 19. yüzyıl ortalarında haberleşmede telgrafın kullanılmaya başlanması ile yazışmaların gizliliği oldukça önem kazanmış, Sultan II. Abdülhamid Han başta olmak üzere Millî Mücadele döneminden II. Dünya Savaşı’na kadar aktif bir şekilde kullanılmıştır.
Dijitalleşme, Bağlantılılık ve Nesneler
Zaman ilerledikçe, dünya sürekli değişmiş ve her alanda yeni ihtiyaçlar ortaya çıkmıştır. Öyle ki, insanlığın ortaya çıkışından bugüne kadar üretilen tüm veriler, artık geçmişteki toplam veri miktarını katbekat aşacak bir hızla ve yoğunlukta üretilmektedir.
Verinin üretilmesi, dağıtılması ve bilgiye dönüşme süreci bilimsel açıdan bir problem olmaktan çıktığı andan itibaren, en önemli gelişmeler haberleşme alanında yaşanmıştır. Telgrafın ve ardından telsiz sistemlerinin ortaya çıkışı ise gerek istihbarat faaliyetlerinde gerekse savaş sahasında bu yeniliklerin etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamıştır.
Bahse konu bu verinin üretilmesi ise makineleşme süreci ile hız kazanmış ve yine aynı şekilde verinin depolanması problemini ortaya çıkartmıştır. Manyetik depolama teknolojisinin geliştirilmesi ile çözülen bu problem, nihayetinde işlem kapasitesi ve enerji gücünün varlığına ihtiyaç duymuştur.
Tam bu noktada dijitalleşme yani diğer bir deyişle sayısallaşma teknolojisi ortaya çıkmış, elektrik sinyallerini 1 ve 0 rakamlarından oluşan ikili sayma (binary) sistemine dönüştürecek formülü ortaya koymuş ve aynı zamanda yarı-iletken sistemlerin gelişmesini sağlamıştır. 1960’lı yıllara gelindiğinde ise dünya tarihini değiştirecek denizaşırı, kıtalar arası bağlantı ve savunma sistemi olan internet ortaya çıkacaktı.7 Elbette o günlerde halka yayılmayan bu elektronik teknolojisi, takip eden senelerde gerek savunma sistemlerinin birbiriyle haberleşmesinde gerekse de bilim insanları arasında bilgi paylaşımına olanak sunmuştur.8
Artık yeni bir yaşam ortamına sahip olan bilgi, sayısallaşma ile soyut bir hale gelmiş, akabinde tüm gelişmeler bir çığ gibi büyüyerek hayatımıza girmiştir. Örneğin cep telefonlarının ortaya çıkması, kısa mesaj (SMS), elektronik posta paylaşımı (e-mail), anlık mesajlaşma (instant-messaging), ekran kaydırma (swiping) ve sonsuz video akışları…
Bu hızlı akışlar içerisinde dünya da aynı kalamazdı. Artık canlı-cansız fark etmeksizin işlemci teknolojisinin yani sayısallaştırma aracının entegre edildiği bir dönem yaşanıyordu. Çamaşır makinelerinden kapı zillerine kadar her şey gibi insanlar da kullanıcı olmaktan ziyade nesne olmalıydı ve sanal dünyada yer almalıydı.9 Nitekim öyle de oldu ve her şeyin interneti kavramı başta olmak üzere, çok yüksek kapasiteli işlem gücünü sağlayan mini boyutlardaki cihazların insanlarda sadece sesli talimatla haber derlediği, bilgi aktardığı ya da diğer bir deyişle operasyon yaptığı dönemlere erişildi.
Güç Dengesinin Yeni Aktörleri: İnternet ve Yapay Zekâ
Geleneksel tüm yöntemlerin aksine daha hızlı ve daha güvenli yeni bir anlayış sunan teknoloji sistemleri elbette ki istihbarat faaliyetlerinin de yekününde görülmeye başlanmış; özellikle konum tanımlama sistemleri, uydu bağlantı sistemleri, mobil şebekeler yoluyla hemen her haneye ulaşmıştır. İnsanlar veriyi üreten ve tüketen kullanıcılar olarak bir restoranın puan ve yorumlarına bakıyor, hislerini 140 karakter olarak binlerce insanla paylaşıyor ya da kullan-at fotoğrafla yeni saç şeklini kilometrelerce uzaktaki arkadaşına anlık mesajlaşma uygulamalarından gönderebiliyor. Böylesi bir çağda casusluk faaliyeti, her şeyin nesne olarak yeniden tanımlandığı bağlantılılar bağantısı (inter-networking) durumunu yaşamakta ve yeni paylaşım pratikleriyle geniş, bağlantılı bir istihbarat sistemine dönüşmektedir.
Başta devlet organizasyonları olmak üzere küçük-büyük örgütler, ticari firmalar, ajanslar vb. için bulunmaz bir nimet olan internet dünyasında bilgi toplama, derleme ve analiz etme faaliyetleri oldukça kolaylaşmış; bir kişi ve/veya kurum hakkında araştırma yapmak ve bir fikre sahip olmak sadece saniyeler içerisinde gerçekleştirilebilir olmuştur. Böylelikle istihbarat çarkının en önemli veri toplama aracı, veriyi bilgiye dönüştürme aracı ve nihayetinde bilgiyi operasyonel kılan aracı artık dijital kanallar olmuştur. Siber savaştaki en nadide silahlar artık konvansiyonel değil yeni ve modern anlamda dijital/siber silahlar olarak adlandırılacaklardır. Kamuoyunda Wikileaks vakası olarak bilinen ifşa olayının aktörü Julian Assange’ın “Facebook gelmiş geçmiş en büyük casusluk aracıdır” şeklindeki açıklaması10 ise son derece manidardır.
Dijital ortamdaki casusluk faaliyetlerine engel olmak amacıyla 2024 yılı içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için yayınlanan sosyal medya kullanımı konusunda yayınlanan tedbirler;11 bu yılın haziran ayında A.B.D. Temsilciler Meclisi tarafından şeffaflık belirsizliği nedeniyle tüm birim cihazlarında WhatsApp uygulamasının engellenmesi12 önemli iki farklı örnek olarak ortaya çıkmaktadır.
Bir diğer açıdan sosyal medyada günlerce kullanılan ve bir anda popüler olan bazı yüz değiştirme uygulamaları başta olmak üzere,13 henüz hiç açılmamış bazı marka-model mobil cihazlarda varsayılan olarak yüklü halde bulunan bir uygulamanın dijital casusluk faaliyetlerinde kullanıldığı14 ortaya çıkmış, kamuoyunu günlerce meşgul etmiş; Öyle ki İsrail Başbakanı B. Netanyahu aynı günlerde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştükten sonra ABD kongre heyeti ile bir araya gelmiş ve basın toplantısında "O ellerinizde tuttuğunuz cep telefonları İsrail'in bir parçası." şeklinde tüm dünyayı tehdit etmiştir. Yakın dönemde başta A.B.D. Prism programı ve İsrail’in Pegasus casus yazılım programı15 olmak üzere, bu tehditler gerçek yaşamın içinde somut birer faaliyet alanı olarak kendini göstermektedir.
Tüm bunlarla birlikte evimiz içerisine giren akıllı süpürge robotlar, akıllı çamaşır makineleri, akıllı güvenlik kameraları, bir komutla çalışan ve sürekli emrimizde olan akıllı ev asistanları da zaman zaman güvenlik zafiyetlerine ve casusluk faaliyetlerine sebep olmuşlardır.
Teknolojideki gelişmeler sadece makineler ve elektronik ortamlarla kalmamış, derin öğrenme ve makine öğrenmesi gibi derin mühendislik konularında da gerçekleşmiştir. Bulanık-saçaklı mantık gibi döneminin en karmaşık konuları artık yerini Chat-GPT, Gemini, DeepSeek gibi yapay zekâ araçlarının anlık olarak erişilebilir olmasına kadar gelişmiştir. Yapay zekâ sistemleri, sanal sesler oluşturmaktan, şarkı bestelemeye, bir fotoğrafın gerçek konumunu fotoğraftaki nesnelerden yola çıkarak bulmaya birçok yeni özellik sunmuştur. Böylelikle veriyi anlık olarak analiz edip bilgiye çeviren bu sistemler, robotik ve otonom elektronik cihazlarla bir araya geldiğinde çok çeşitli riskleri barındırır hale gelmişlerdir.
Bireysel (son kullanıcı) olarak kimi zaman ücretsiz ve çoğu zaman da belirli bir ücretle, aylık kullanılan tüm araçlar, kurumsal açıdan özel geliştirmelere ve hatta gizli casusluk faaliyetlerine de hizmet edebilmektedir. Öte yandan, aynı yöntemlerin ticari ürünlerin pazarlanmasında da kullanılması, endüstri etiği ve toplumsal değerler açısından yeniden düşünülmesi gereken bir başka tartışma alanını ortaya çıkarmaktadır.
Sonuç
Her yeni teknoloji, birçok açıdan çeşitli imkânlar sunarken hem devlet organları hem de bireyler için ciddi tehditleri de beraberinde getirebilmektedir. Casusluk, espiyonaj ve istihbarat operasyonlarının teknik araç ve gereçler aracılığıyla çok daha hızlı ve yüksek başarı oranıyla gerçekleştirilebilmesi, bu teknolojik gelişmelerin tüm taraflara sunduğu bir başka imkândır.
Arap Baharı ile yüzünü ayan bir şekilde gösteren dijital casusluk ve istihbarat faaliyetleri, açık kaynak istihbaratı ve toplum mühendisliği/toplum bilimleri ile ortak harekât çerçevesinde nasıl bir silaha dönüşebileceğini de kendiliğinden ispat etmektedir.
Siber Uzay ve Siber Savaş kavramlarıyla birlikte, sanal ortamdaki tüm bu faaliyetler; insan kaynağının kullanımında yeni kısıtları, aynı zamanda yeni yeteneklere duyulan ihtiyacı da beraberinde getirmektedir. Bu durum, yakın gelecekte yeniden bir ordu anlayışını ve yeni istihbarat organlarının oluşturulmasını zorunlu kılacaktır. Tıp alanında kilometrelerce öteden hassas ameliyat yapabilen doktorlar yahut ameliyathanede hiç doktor bulunmaması gibi gerek cephe hattında gerekse savunma hattında konvansiyonel silah kullanan insan kaynağı, yerini, uzaktan avcı/kamikaze dron sürüsünü yöneten pilotlara, otonom dalış gerçekleştiren SİHA sistemlerine, tehdit algısını kendi-kendine geliştiren ve önleme yapan robotik sistemlere, otonom hedef belirleyerek siber saldırı gerçekleştiren akıllı yazılımlara bırakacağı günlerin ise çok yakın olduğunu haber vermektedir.
Netice itibariyle tarihte bilgi, güç olarak tanımlanırken, şimdi ve yakın gelecekte bilgiyi en iyi ve en hızlı işleyen güç sahibi olarak anılacaktır.
Referanslar
1 The Conversation, “Algoritmalara neden algoritma denir? Muhtemelen adını hiç duymadığınız İranlı bilgenin kısa bir tarihi”, 22 Ekim 2025, https://theconversation.com/why-are-algorithms-called-algorithms-a-brief-history-of-the-persian-polymath-youve-likely-never-heard-of-229286
2 T.C. Ticaret Bakanlığı, “AKÇT”, 22 Ekim 2025, https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/avrupa-birligi/akct
3 Bilgisayar Kavramları, “Enigma Makinesi (Enigma Machine)”, 20 Ekim 2025, https://bilgisayarkavramlari.com/2009/12/02/enigma-makinesi-enigma-machine/
4 Millî İstihbarat Teşkilâtı, “İstihbarat Sözlüğü”, 24 Ekim 2025, https://www.mit.gov.tr/sozluk.html#%C4%B0
5 TDV İslam Ansiklopedisi, “Bedir Gazvesi”, 24 Ekim 2025, https://islamansiklopedisi.org.tr/bedir-gazvesi
6 T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Daire Başkanlığı, “Osmanlı’da İstihbarat”, 25 Ekim 2025, https://www.devletarsivleri.gov.tr/varliklar/dosyalar/eskisiteden/yayinlar/osmanli-arsivi-yayinlar/Osmanlida_Istihbarat.pdf
7 History.com, “The Invention of the Internet”, 23 Ekim 2025, https://www.history.com/articles/invention-of-the-internet
8 Okuyucu notu: Bilginin oluşumu ve dönüştürülmesi kapsamında “devrim” olarak nitelenen bu dönemler hakkında detaylı bilgi için Endüstri 1.0- 4.0 ve Web 1.0-3.0 terimleri ile araştırma-okuma yapılabilir.
9 Okuyucu notu: Sanal bebekler gibi oyuncak trendlerinin teknolojinin kültürel ve sosyolojik açıdan ne denli iz bıraktığını incelemek iyi olacaktır.
10 The Guardian, “Julian Assange tells students that the web is the greatest spying machine ever”, 20 Ekim 2025, https://www.theguardian.com/media/2011/mar/15/web-spying-machine-julian-assange
11 Sputnik Türkiye, “Resmi Gazete'de yayınlandı: Sınırdaki askerlere sosyal medya uygulamaları yasaklandı”, 10 Ekim 2025, https://anlatilaninotesi.com.tr/20240624/resmi-gazetede-yayinlandi-sinirdaki-askerlere-sosyal-medya-uygulamalari-yasaklandi-1085167979.html
12 The Guardian, “WhatsApp messaging app banned on all US House of Representatives devices”, 28 Haziran 2025, https://www.theguardian.com/technology/2025/jun/23/whatsapp-ban-house-representatives
13 BBC, “Can you trust FaceApp with your face?”, 10 Temmuz 2025 https://www.bbc.co.uk/news/technology-49018103
14 Al-Akhbar EN, “The "Little Piece of Israel" in Your Pocket”, 25 Eylül 2025, https://en.al-akhbar.com/news/the--little-piece-of-israel--in-your-pocket
15 Anadolu Ajansı, “Dünyayı tehdit eden casus yazılım: Pegasus”, 3 Eylül 2025, https://www.aa.com.tr/tr/analiz/dunyayi-tehdit-eden-casus-yazilim-pegasus/2314321