Cover Image

SİLAHLAR

 “Büyük ülkeleri küçük ülkelerden ayıran bir avuç eğitimli insandır.” 

Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin D. Roosevelt


Bir ülkenin savunma sanayisinde ulaştığı düzey, gönlünü işine adamış, ümitsizliğe kapılmadan, yılmadan ve pes etmeden çalışan bir avuç vatanseverin inancıyla orantılıdır. Devletin milli benlik ve varlığına karşı gelişen tehditlere cevap verme arzusu halkın ortak talebine dönüştüğünde ise, ülkeler bilimsel ve teknolojik bir sıçrama tahtasına ihtiyaç duyacaktır. İşte bu kritik dönemlerde bazen bir mühendis, bazen bir aile, bazen bir bilim insanı, bazen bir asker, bazen bir bürokrat, bazen de bir siyasetçi sahneye çıkarak bu devinimde öncü rol oynayabilir.


Dr. Abdulkadir Han’ın Avrupa’dan edindiği bilgi ve teknolojiyi ülkesine taşıyarak, Pakistan’ı İslam dünyasının ilk nükleer silah sahibi devleti haline getirmesi nasıl bir milat olduysa, Keşan’dan ilk kalkışını yapan Bayraktar TB2’ler ve Sinop açıklarında test edilen TAYFUN füzeleri de benzer bir çağın eşiğinde durmaktadır. Bu kez nükleer bir başlık yok belki ama hedeflenen şey aynı: Milli caydırıcılık… Ve bu hamlenin arkasında tıpkı Dr. Han gibi bilginin taşıyıcısı olan bir ruh var: Vecihi Hürkuş’tan Nuri Demirağ’a, Necmettin Erbakan’dan Erdoğan Bayraktar’a uzanan bir ruh.


Bağımsız ve milli bir savunma sanayii hayalini gerçekleştirmek için inanmış öncüler ve bu vizyon için ter döken mühendislerin, teknisyenlerin, stratejistlerin nefes almadan, korkusuzca çalıştığı Türk Savunma Sanayii'ni “Silahlar” sayımızla selamlıyor, sektörün her bir neferine, bu ruhun hamisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve en son olarak teknolojik liderliği ile on binlerce gence ilham olan Selçuk Bayraktar’a bu milletin bir ferdi olarak gönülden teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu sayımızda, Türkiye'nin yeni nesil silah doktrinlerine yön veren, asimetrik tehditlere karşı geliştirdiği savunma stratejilerini beş temel makale çerçevesinde ele alıyoruz. SİLAHLAR başlığıyla başlattığımız bu serinin ilk adımı olan Haziran 2025 sayısında:


Prof. Dr. Lokman Kuzu “Uzayda Stratejik Üstünlük” yazısında, uzay tabanlı sensörlerin, erken uyarı sistemlerinin ve yapay zekâ destekli uyduların geleceğin savaş alanındaki kritik rolünü değerlendiriyor.


Yusuf Emir Işık “Çelik Kubbe ve Türkiye’nin Hava Savunması” makalesinde, Hisar’dan Siper’e uzanan çok katmanlı milli savunma mimarisinin detaylarını ve yeni nesil tehditlere yanıt arayışlarını anlatıyor.


Fatih Mehmet Küçük “Stratejik Taarruz” yazısında, Som, Çakır ve Kemankeş gibi yerli füzelerin güdüm sistemlerinden platform adaptasyonuna kadar derinlemesine analiz yapıyor.


Ersin Çahmutoğlu “Siber Savaşlar ve Siber Vatan” yazısında, dijital cephelerdeki mücadeleyi, Stuxnet örneğinden Türkiye’nin USOM ve Siber Güvenlik Başkanlığı atılımlarına kadar detaylandırıyor.


Soner Eruçar “Balistik ve Hipersonik Füze Sistemleri” makalesinde, Tayfun ve Cenk füzeleri üzerinden Türkiye’nin menzilini nasıl genişlettiğini ve bölgesel dengeye nasıl etki ettiğini gösteriyor.


Görüldüğü üzere bilimin, teknolojinin ve stratejinin iç içe geçtiği yeni savaş doktrinlerinin geliştirildiği ve silahların sadece tahrip değil, caydırıcılık sağladığı bir dönemde Türkiye, başka bir stratejik devinimin eşiğinde. Bu kez güç, sadece atom çekirdeğinden değil; gökyüzünde sessizce süzülen, uydular tarafından yönlendirilen, yapay zekâ ile hedefe kilitlenen insansız sistemlerden yükseliyor. 1453’te gemilerin karadan yürütüldüğü bir stratejik aklın, bugün savaş alanına algoritma ve yazılım olarak döndüğüne tanıklık ediyoruz. 


Türkiye, savaşın doğasına ilişkin anlayışında köklü bir paradigma değişikliğine gitmiştir. Ukrayna, Libya, Suriye, Katar, Azerbaycan ve Pakistan gibi çok yeni saha deneyimlerinde bunun izleri görülmektedir. Türkiye, savaşın gidişatını yalnızca konvansiyonel silahlarla değil, aynı zamanda bütünleşik strateji, istihbarat, algoritma ve platform mimarisiyle de yönlendirebileceğini kanıtlamıştır. 


Türk Savunma Sanayii’nin geliştirdiği sistemler, artık yalnızca mühendislik ürünleri olmanın ötesine geçerek stratejik bir söylem aracı haline gelmiştir. Bunun açık bir göstergesi, Bayraktar TB2'nin savaş alanında yaptığı dönüşümdür; zira o, asimetrik savaş dengelerini tamamen değiştirip savaşın zihinlerde kazanıldığını gösteren psikolojik bir etki mekanizmasına dönüşmüştür. 


Ve belki de Türkiye, ilk kez bir nükleer silah geliştirmeden küresel caydırıcılık elde eden ilk ülke olup, insansız, yapay zekâ destekli, hiper-mobil askeri teknolojileriyle 21. yüzyılda yeni bir caydırıcılık doktrini tanımlamıştır. 


Bu dönüşüm, salt bir teknik gelişmeden ibaret değildir. Türk savunma sanayisinin ulaştığı nokta hem bölgesel istikrarın sağlanmasında hem de barışın korunmasında sorumluluk üstlenen, çok boyutlu düşünen bir stratejik vizyonun tezahürüdür. Türkiye, artık silahları yalnızca kullanmak için değil; gerek kalmadan sonuç alabilecek güçte üretmektedir.


Peki geleceğin savaşlarında üstünlük, daha güçlü silahlarda mı; yoksa daha derin bir stratejik zekâda mı yatıyor?


Elbette Türk savunma sanayisinin ulaştığı bu seviye, sadece mühendislik başarısı değil, aynı zamanda geleceğin savaşlarını akıl ve teknoloji üstünlüğüyle şekillendirecek stratejik bir vizyonun en güçlü kanıtıdır. Ancak Türkiye, nükleer gücü olan, karada, denizde, havada ve yörüngede ikincil vuruş kapasitesine sahip, dış uzay alanında güçlü devletlerle boy ölçüşebilecek bir ülke olmak zorundadır. Çünkü dünyanın yeniden adaletli barış dolu yıllara ihtiyacı vardır.


Strateji Türkiye olarak, Türk Savunma Sanayii’ndeki yeni nesil teknolojilerle şekillenen bu çığır açıcı dönemi ve Türkiye’nin küresel arenadaki yükselişini ele alan makalelerimizin, siz değerli okuyucularımıza ilham vermesini ve stratejik düşünme perspektifinize katkı sağlamasını temenni ediyoruz. 


İstifade etmeniz dileğiyle,

İsmail Boztemir



Bu Sayıda

Türkiye’nin Balistik ve Hipersonik Füze Sistemleri

Soner Eruçar

Siber Cephede Savaşlar ve Türkiye’nin Siber Vatanı

Ersin Çahmutoğlu

Türkiye’nin Hava Savunma Sistemleri ve Çelik Kubbe

Yusuf Emir Işık

Stratejik Taarruz

Fatih Mehmet Küçük

Uzayda Stratejik Üstünlük: Uydular ve Sistemler

Prof. Dr. Lokman Kuzu