Cover Image

KANALLAR

Dünyadaki ulaşım ağlarının ve uluslararası ticaretin coğrafi temellerini şekillendiren en kritik unsurlar, doğal boğazlar ve yapay kanallardır. Bu stratejik geçitler, günümüzde yalnızca su yollarının yönünü değiştiren mühendislik projeleri olmanın ötesine geçerek; ticaretin, enerjinin, fikirlerin ve nihayetinde gücün dolaşıma girdiği jeostratejik düğüm noktalarına dönüşmüştür. Söz konusu hatlar, ekonomik bağımlılıkların, siyasi nüfuz alanlarının ve askerî dengelerin yoğunlaştığı merkezler olarak öne çıkmaktadır. İstanbul Boğazı’ndan Panama’ya, Süveyş’ten Avrupa’nın iç su yollarına uzanan bu geçitler, devletlerin egemenlik algılarını, bölgesel iş birliği modellerini ve küresel rekabetin temel parametrelerini doğrudan etkilemektedir.


Strateji Türkiye, “Kanallar” sayısında söz konusu stratejik su yollarının tarihsel arka planını, güncel jeopolitik gerilimlerdeki rolünü ve gelecek projeksiyonlarını ele almaktadır. Sayıdaki çalışmalar, farklı coğrafyalardaki kanal örneklerini inceleyerek bu yapıların uluslararası sistemdeki ortak işlevine ışık tutmaktadır. Her bir çalışma, incelenen kanalın teknik kapasitesi ve ekonomik etkisinin yanı sıra, bir güç mücadelesi alanı ve diplomasi enstrümanı olarak nasıl konumlandığını analiz etmektedir. Bu bütüncül yaklaşım, dünya lojistiğinin görünmeyen ana arterlerinin siyasete ve güvenliğe olan etkisini anlamaya katkı sunmaktadır.


Ali İhsan Kahraman, “Türkiye’nin Ekonomik ve Stratejik Dönüşümünde Kanal İstanbul” başlıklı raporda, Kanal İstanbul projesini İstanbul Boğazı’nın ulaştığı kapasite ve güvenlik sınırları bağlamında değerlendirmektedir. Çalışma, mevcut boğaz trafiğinin yarattığı lojistik darboğazları ve çevresel riskleri somut verilerle ortaya koyduktan sonra, Kanal İstanbul’un bu sorunlara çözüm getirme potansiyelini incelemektedir. Yazar, projenin Türkiye’yi küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara taşıyabileceğini, Orta Koridor’la entegrasyon sağlayacağını ve oluşturacağı özel ekonomik bölgelerle Ar-Ge ekosistemini güçlendirebileceğini argümanlarıyla ortaya koymaktadır. Çalışmada projenin Türkiye’nin Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’deki stratejik konumuna ve müzakere kapasitesine olası etkileri üzerine de bir değerlendirme sunulmaktadır.


Zeynep Karataş, “Süveyş Kanalı: Yeni Jeopolitik Belirsizliğin Düğüm Noktası” başlıklı yazısıyla, Süveyş Kanalı’nı önemli bir risk alanı olarak ele almaktadır. Çalışma, kanalın 1956 ve 1973 krizlerindeki tarihsel rolünü hatırlatarak, güncel tehditleri mercek altına almaktadır. Ever Given kazasının neden olduğu küresel tedarik şoku, Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları ve Gazze Savaşı’nın bölgesel taşma etkisi, kanalın güvenliğine dair süregelen endişeleri somutlaştırmaktadır. Karataş, bu jeopolitik gerilimlerin Mısır’ın iç siyasi ve ekonomik istikrarına olan etkisini ve Süveyş’in ABD-Çin rekabetindeki sembolik değerini tartışmaktadır.


Bülent Tokgöz’ün “İşgalin Taşımacılık Boyutu: Ben Gurion Kanalı” başlıklı çalışması, İsrail tarafından tasavvur edilen bu projeyi jeopolitik bir analiz nesnesi olarak ele almaktadır. Yazı, projenin Süveyş Kanalı’na alternatif oluşturma ve bölgesel güç dengelerini değiştirme iddiasını merkeze almaktadır. Tokgöz, projenin 1960’lardaki teknik planlarından günümüzdeki siyasi tartışmalara uzanan sürecini incelemekte, özellikle Necef Çölü’nün coğrafi zorlukları ve ağır maliyetine dikkat çekmektedir. Çalışma, projenin gerçekleşmesi durumunda Gazze bağlamında doğurabileceği demografik ve insani sonuçları, ayrıca bölgede tetikleyebileceği yeni güvenlik tehditlerini değerlendirmektedir.


Ömer Aydın, “Avrupa’yı Birleştiren Kanallar” başlıklı çalışmada, Avrupa kıtasının siyasi ve ekonomik entegrasyonunda iç suyolu ağlarının oynadığı rolü incelemektedir. Ren-Main-Tuna Kanalı (Kanal Avrupa) ve inşa halindeki Seine-Kuzey Avrupa Kanalı gibi projelere odaklanan çalışma, bu yapıların sanayi bölgelerini limanlara bağlayarak kıta içi ticareti nasıl dönüştürdüğünü açıklamaktadır. Aydın, nehir taşımacılığının kara yoluna kıyasla sunduğu maliyet ve çevresel avantajları vurgulayarak, bu kanalların Avrupa’nın sürdürülebilir ulaşım hedeflerindeki önemine işaret etmektedir. Yazı, bu su yollarının Atlas Okyanusu’ndan Karadeniz’e kesintisiz bir lojistik koridor oluşturma potansiyelini değerlendirmektedir.


Hüsamettin Aslan, “Jeopolitik Rekabette Panama ve Nikaragua Kanalları” adlı çalışmasında, Amerika kıtasındaki okyanuslar arası geçişin tarihsel ve stratejik boyutlarını analiz etmektedir. Panama Kanalı’nın inşası, işletilmesi ve kontrolünün ABD hegemonyası ile olan ilişkisi ve bu hegemonyayı kırmak adına önemli bir alternatif sunan Nikaragua Kanalı projesi çalışmanın temel çerçevesini oluşturmaktadır. Aslan, Çin’in küresel ticaretteki artan payı ve bölgedeki yatırımlarının Panama Kanalı üzerindeki geleneksel dengeleri nasıl dönüştürdüğünü ele almaktadır. Çalışma ayrıca, iklim değişikliğine bağlı kuraklıkların kanal işleyişinde yarattığı kırılganlıkları ve Nikaragua Kanalı gibi alternatif projelere ilişkin teorik tartışmaları canlı tuttuğunu ortaya koymaktadır.


Strateji Türkiye olarak, “Kanallar” konusunun çok boyutlu ve disiplinlerarası perspektifle ele alındığı bu çalışmaların, okuyucular için bilgilendirici ve analitik bir kaynak teşkil etmesini umuyoruz. Küresel sistemin işleyişini anlamak, onun fiziki altyapısını ve bu altyapı üzerindeki mücadeleleri kavramaktan geçmekte olduğu bilinciyle, bu sayının, söz konusu kavrayışa mütevazı bir katkı sunmasını diliyoruz.

 

İstifade etmeniz dileğiyle,

Strateji Türkiye Dergisi.

Bu Sayıda

Türkiye’nin Ekonomik ve Stratejik Dönüşümünde Kanal İstanbul

Dr. Ali İhsan Kahraman

Avrupa’yı Birleştiren Kanallar

Ömer Aydın

İşgalin Taşımacılık Boyutu: Ben Gurion Kanalı

Bülent Tokgöz

Süveyş Kanalı: Yeni Jeopolitik Belirsizliğin Düğüm Noktası

Zeynep Karataş

Jeopolitik Rekabette Panama ve Nikaragua Kanalları

Dr. Hüsamettin Aslan