Modern savaşın karakteri, artık yalnızca kara, deniz ve hava sahalarında değil; aynı zamanda siber uzayda, elektromanyetik spektrumda ve yörüngelerde de şekillenmektedir. Bu çok katmanlı güvenlik ortamında, devletlerin hava savunma kapasitesi sadece ulusal egemenliğin değil; aynı zamanda stratejik caydırıcılığın da temel bileşenlerinden biri hâline gelmiştir. Türkiye ise artan bölgesel tehditler, balistik füze riskleri ve insansız sistemlerin yaygınlaşması karşısında hava savunma mimarisini yeniden inşa etme yolunda önemli adımlar atmaktadır. Bu yazıda, Türkiye’nin mevcut hava savunma sistemleri, geliştirilmekte olan projeleri ve çok katmanlı savunma şemsiyesi “Çelik Kubbe” ele alınacaktır.
Görsel 1:Çelik Kubbe

Kaynak: Anadolu Ajansı
Türkiye’nin Hava Savunma Yapısı
Katmanlı hava savunma yapısının önemi, günümüzde farklı coğrafyalarda süren çatışmalarda net biçimde görülmektedir. Türkiye ise bu yapının eksikliğini ilk kez 1990’lı yıllarda hissetmiş ancak bu eksiklik, 2010’lu yıllarda Suriye'deki iç savaşın meydana getirdiği güvenlik riskleriyle daha da görünür ve tehlikeli bir hâl almıştır. Suriye'den Türkiye'ye yönelik füze tehditleri ciddiyet kazanmış, yüksek ve orta irtifa hava savunma sistemlerine olan ihtiyaç artmıştır. 2012 yılının sonunda yaşanan ve sivil kayıplara yol açan bir saldırının ardından ise Ankara, NATO’dan acil hava savunma desteği talep etmiştir. Bu çağrı üzerine Ocak 2013'te ABD, Almanya, Hollanda, İtalya ve İspanya, Türkiye'ye geçici olarak Patriot ve SAMP-T hava savunma sistemleri konuşlandırmıştır. Ancak ilerleyen yıllarda, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü YPG'ye yönelik askeri operasyonları sonrasında bu ülkelerin çoğu sistemlerini geri çekmiştir. Bugün sadece İspanya’nın konuşlandırdığı Patriot bataryaları Adana’da görevine devam etmektedir.
Bu süreçte Türkiye, orta ve uzun menzilli hava savunma ihtiyaçlarını esasen eski nesil HAWK ve Nike-Hercules sistemleriyle karşılamaya çalışmıştır. Ancak bu sistemlerin modern tehditlere karşı yetersiz kaldığı bilinmektedir. Bu eksikliği gidermek adına Türkiye, 2006 yılında T-LORAMIDS (Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi) projesini başlatmış ve toplam dört batarya tedariki hedeflemiştir. Teklife Çağrı Dosyası 2009 yılında yayımlanan projede teklifler 2010 yılında toplanmıştır. Adaylar Patriot (ABD), S-300 (Rusya) ve FT-2000 (Çin) olarak açıklanmıştır. FT-2000'in seçildiği ise 2013 yılında düzenlenen Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde (SSİK) duyurulmuştur. 2015 yılına gelindiğinde ise gerek teknik gerek politik sebeplerden ötürü proje iptal edilmiştir.
Görsel 2:Almanya'ya Ait HAWK Hava Savunma Sistemi

Kaynak: Forbes
Her ne kadar bu proje iptal edilse de Türkiye’nin hava savunma sistemi ihtiyacı devam etmiştir. Keza Türkiye 2017 yılında Rusya ile S-400 hava savunma sistemlerinin tedarikine yönelik bir anlaşma imzalamış ve NATO üyesi bir ülke olarak bu sistemi envanterine katan ilk ülke olmuştur. S-400 sistemi, ürünün üreticisi Almaz-Antey’e göre 400 km’ye kadar menzile sahip 40N6E füzeleriyle balistik füzelere, seyir füzelerine, insansız hava araçlarına ve uçaklara karşı etkinlik sağlayabilmektedir. Sistem; radar birimi (92N6E), komuta kontrol merkezi, füze fırlatma araçları (5P85TE2/SE2) ve çeşitli menzil ve irtifalara göre değişen füze tiplerinden oluşan çok katmanlı bir yapıya sahiptir. 4 farklı füze türüyle eş zamanlı angajman yeteneği bulunan S-400, aynı anda 80 hedefe karşı 160 füze güdüleme kapasitesine sahiptir. Ancak bu tarz teknik verilerin çevresel koşullara bağlı olduğunu hatırlatmakta fayda bulunmaktadır. Türkiye'nin S-400 tedariki, yalnızca teknik bir kabiliyet kazanımı değil; aynı zamanda dış politikada stratejik denge arayışının da bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. Ancak bu tedarik, NATO içerisinde ciddi tartışmalara yol açmış, özellikle ABD ile ilişkilerde yaptırımlar ve F-35 programından çıkarılma gibi sonuçlar doğurmuştur.
Görsel 3:Türkiye'ye Teslim Edilen S-400 Hava Savunma Sistemi

Kaynak: Milli Savunma Bakanlığı
Alçak irtifa hava savunmada ise Türkiye’nin daha geniş bir envantere sahip olduğu görülmektedir. Bu bağlamda ASELSAN tarafından üretilen ve Stinger füzelerini taşıyabilen Zıpkın ve Atılgan araçları kullanılmıştır.
Hava Savunmada Yeni Dönem: Çelik Kubbe
6 Ağustos 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplanan ve yaklaşık 2,5 saat süren Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde (SSİK) ise Türkiye’nin hava savunma şemsiyesiyle ilgili önemli bir karar alınmıştır. Toplantı sonucunda Türk tipi hava savunma şemsiyesinin adı “Çelik Kubbe” olarak belirlenmiştir.
Çelik Kubbe projesi ve katmanlı hava savunma sistemleri ile tüm algılayıcı ve silahların entegre çalışması hedeflenmektedir. Bu bağlamda Çelik Kubbe projesinin ortak hava resminin oluşturulması, gerçek zamanlı olarak harekât merkezlerine ulaştırılması ve yapay zeka destekli olarak karar vericilere sunulması kabiliyetlerini kapsaması planlanmaktadır.
Görsel 4: Savunma Sanayii İcra Komitesi

Kaynak: Anadolu Ajansı
Uzun süredir kendi katmanlı hava savunma sistemi ailesini oluşturma yolunda kararlı adımlar atan Türkiye, mevcut sistem ailesi içerisinde yer alan yakın, alçak, orta ve yüksek irtifa hava savunma sistemlerini TSK’nın envanterinde barındırmakta ve aktif olarak kullanmaktadır.
Hava savunma şemsiyesi, çok kısa menzil, kısa menzil, orta menzil ve uzun menzil olarak 4 katmana ayrılabilmektedir. Ancak günümüzde bu katmanların birbiri ile çok iç içe geçtiğini söylemek de mümkündür. Çelik Kubbe’de çok kısa menzil hava savunma görevlerini İHTAR, ŞAHİN, GÖKBERK, KORKUT ve SUNGUR gibi sistemler, kısa menzil hava savunma görevini HİSAR-A ve GÜRZ, orta menzil hava savunma görevini HİSAR-O ve uzun menzilli hava savunma görevlerini SİPER hava savunma sistemi gerçekleştirmektedir.
İHTAR
İHTAR, ASELSAN’ın mini/mikro İHA tehditlerini şehir ve kırsal ortamda etkisiz hâle getirmek için geliştirmiş olduğu İHA’lara karşı tedbir sistemidir. Kritik tesislerin korunması, yasa dışı sızmalara karşı sınır güvenliği ve kalabalık organizasyonların korunmasında kullanılmaktadır. Birden fazla mobil anti-İHA sistemi entegre çalışarak bölge koruması sağlanabilmektedir. İHTAR’ın mobil ve sabit olmak üzere 2 farklı sürümü bulunmaktadır. Mobil sürüm, römork veya sivil araçlar da dahil olmak üzere çeşitli araçlara entegre edilebilmektedir. Sabit sürüm ise üs bölgeleri veya şehir/kırsaldaki önemli noktaların korunmasında kullanıma uygundur.
ŞAHİN
ŞAHİN, ATOM 40 mm Yüksek Hızlı Akıllı Bombaatar Mühimmatı kullanan römork üzeri taretli bir fiziksel imha sistemidir. İki eksende bağımsız hareket yeteneğine sahip hassas stabilize yönlendirici üzerinde gelişmiş elektro-optik kameralar kullanan ŞAHİN, otomatik hedef tespit ve takibi yapabilmekte; radar veya komuta kontrol sistemlerine bağlanarak angajman alabilmektedir. Uzaktan komuta edilebilen ŞAHİN, mini ve mikro İHA’lara karşı 700 metre etkili menzile sahiptir.
GÖKBERK
GÖKBERK Mobil Lazer Silah Sistemi; İHA’ların radar ve elektro-optik algılayıcılar ile arama, tespit, takibinin yapılabileceği; en az 5kW gücündeki lazer silahı kullanılarak tehditlerin fiziksel imhasını, Kangal karıştırıcı alt sistemini kullanarak da karıştırma yaparak işlevsel imhasını gerçekleştiren bir silah sistemidir. GÖKBERK, tüm 6x6 lastik tekerlekli araç platformunda bir araya getiren bir silah sistemidir. GÖKBERK’in öncelikli kullanım alanları; kara ve deniz platformları, enerji santralleri, hava alanları, sınır karakolları, karargâh binaları ve konvoy geçiş güzergâhları olarak planlanmıştır. İlerleyen dönemde mevcut platformlardaki güç seviyelerinin artırılması, dağıtık mimariye sahip hava savunma sistemlerine entegre edilecek Modüler Lazer Silah Kulelerinin geliştirilmesi de planlanıyor.
Görsel 5:GÖKBERK

Kaynak: ASELSAN
KORKUT
KORKUT Sistemi, hareketli unsurlar ile mekanize birliklerin hava savunmasının etkin şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla geliştirilmiş bir hava savunma sistemidir. KORKUT Sistemi, 3 Silah Sistemi Aracı (SSA) ve 1 Komuta Kontrol Aracı’ndan (KKA) oluşan takımlar hâlinde görev yapmaktadır. KORKUT-SSA, yine ASELSAN tarafından geliştirilen 35 mm Parçacıklı Mühimmatı atma kabiliyetine sahiptir. Parçacıklı Mühimmat; 35 mm hava savunma toplarının görevlerini havadan karaya füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları gibi güncel hava hedeflerine karşı etkin olarak icra edebilmelerine imkân sağlamaktadır. KORKUT, FNSS üretimi ZPTP platformu üzerine kurulmuştur. Silah ise MKEK üretimidir. KORKUT’un menzili 4-10 km arasındadır.
SUNGUR
SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi, muharebe sahasında ve geri bölgede bulunan hareketli/sabit birlik ve tesislerin kısa menzilli hava savunmasında kullanılacak hava savunma füze sistemdir. SUNGUR, farklı platform entegrasyonlarına uyumlu şekilde tasarlanmıştır. Sungur MANPADS 8 km menzil ve 4 km irtifaya sahiptir. Buna ek olarak SUNGUR’un farklı insansız hava araçlarına entegre edileceği de bilinmektedir.
GÜRZ
Top ve füze yoluyla imhanın avantajlarını bir araya getiren GÜRZ; birçok farklı alçak irtifa tehdidine karşı etkili bir şekilde kullanılabilecektir. Anadolu Isuzu Seyit 8×8 araç üzerine kurulu tasarımda parçacıklı mühimmat kullanabilen 35 mm top, 4 adet BOZDOĞAN veya GÖKDOĞAN türevi alçak irtifa hava savunma füzesi, çok alçak irtifa savunma füzesi, atış kontrol radarı, 4 dizinli AESA arama radarı bulunmaktadır. Daha yüksek hassasiyet ve uzun menzile sahip AESA radarların 4 yana bakması ile sürekli 360 derece kapsama sağlayabilecek olan sistem, ASELSAN tarafından ilk olarak IDEF’23 kapsamında tanıtılmıştır.
Görsel 6:GÜRZ

Kaynak: ASELSAN
HİSAR-A+
Otonom HİSAR A+ zırhlı mekanize hareketli birliklerin hava savunma görevini icra etmektedir. Sistem her türlü arazi şartında hareket etme, hızlı mevzi değiştirme, kısa reaksiyon süresi, dik atım kabiliyetleri ile 360° koruma yeteneğine sahiptir. Sistem herhangi bir unsura ihtiyaç duymadan hedefleri önleme kabiliyetindedir. Radar, elektro optik sensörler, komuta kontrol, atış kontrol unsurları, haberleşme unsurları ve füzeler tek bir zırhlı paletli araç üzerinde bulunmaktadır. Ayrıca takım halinde ve üst komuta kontrol unsurları ile çalışma yeteneği de bulunmaktadır. HİSAR-A+ füzesi yüksek manevra kabiliyeti ve çift darbeli motor teknolojisine sahiptir. HİSAR-A+ füzesi 15 km menzile, 10 km irtifaya sahiptir.
HİSAR-O+ ve HİSAR-O+ RF
Yerli ve milli imkânlarla geliştirilen HİSAR O+ sistemi dağıtık ve esnek mimari yeteneğiyle nokta ve bölge hava savunma görevleri icra etmektedir. HİSAR O+ sisteminin batarya ve tabur yapılarında teşkilatlanma alt yapısı bulunmaktadır. Sistem; Atış Kontrol Merkezi, Füze Fırlatma Sistemi, Orta İrtifa Hava Savunma Radarı, Elektro Optik Sistem, Kızıl Ötesi Arayıcı Başlıklı Füze ve RF Arayıcı Başlıklı Füze unsurlarından oluşmaktadır. HİSAR-O+ sistemi standart olarak batarya seviyesinde 18 (3 atıcı araç), tabur seviyesinde 54 (9 atıcı aracı) önleme füzesi bulundurmaktadır. Savaş uçağı tespit ve takip mesafesi 40-60 km olan sistem >60 hedef takip edebilmektedir. Sistem IIR güdümlü füzeleriyle 25 km, RF güdümlü füzeleriyle tahminen 25-35 km bandında azami menzile sahiptir.
SİPER
SİPER Projesi, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından ülkemizin uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemi ihtiyacını karşılamak amacıyla başlatılmıştır ve ASELSAN A.Ş., ROKETSAN A.Ş. ve TÜBİTAK SAGE İş Ortaklığı tarafından yürütülmektedir. Gerçekleştirilen test ile uçuş koşulları altında veri toplanarak bu verilerin, projenin ilerleyen aşamalarında yapılacak faaliyetler kapsamında kullanılması hedeflenmektedir. SİPER Projesi kapsamında Ürün-1 sisteminin kabul faaliyetleri geçtiğimiz yılın ekim ayında tamamlanmış ve sistem envantere girmiştir. Ürün-2’nin sistem/alt sistem geliştirme ve test aşaması da paralelde devam etmektedir. SİPER Ürün-2, Ürün-1 ile aynı yer sistemlerine (radarlar, komuta kontrol, füze fırlatma sistemi, haberleşme sistemleri) sahip olup Ürün-2 füzesi daha uzun menzilde ve irtifada etkili olacaktır. SİPER füzeleri sırasıyla tahminen şu menzillere sahiptir: SİPER Ürün-1, 70-100 km menzil, SİPER Ürün-2, 120-140 km menzile, SİPER Ürün-3, 180+ km menzile sahiptir. Tahmini irtifaları ise 18-30 km arasındadır.
Görsel 7: SİPER Hava Savunma Sistemi Unsurları

Kaynak: Savunma Sanayii Başkanlığı
Tablo 1: Çelik Kubbe’nin Bileşenleri

Çelik Kubbe’nin Adayları
SSİK sonrası yayınlanan görselde Çelik Kubbe’nin farklı bileşenleri tanıtılmıştır. Görselde yer alan sistemlere ek olarak farklı sistemlerin geliştirilme çalışmaları da devam etmektedir. Bahse konu sistemler LEVENT, BURÇ, GÖKSUR ve GÖKDEMİR olarak adlandırılmaktadır.
LEVENT
ROKETSAN tarafından geliştirilen LEVENT yakın hava savunma füze sistemi, deniz unsurlarına tehdit oluşturan uçak, helikopter, İHA/SİHA, satha yakın veya yüksek irtifadan seyredebilen, ses altı/ses üstü sürate ve düşük radar kesit alanına sahip güdümlü mermileri etkisiz hâle getirebilmektedir. Aynı zamanda elektronik taarruza karşı dayanıklı olan sistem, su üstü platformlarda yüksek miktarlarda güdümlü mermi bulundurulmasına ve fırlatılmasına imkân sağlayacak bir lançer sistemine de sahiptir. Yüksek manevra kabiliyetine sahip kısa menzilli güdümlü mermilerden oluşan sistem her hava koşulunda çalışabilmekte. Ayrıca üzerinde bulunan radar ve EOS sistemi ile hedef tespiti, takibi, hedef değerlendirmesi, hedefe angajman ve hedef imha görevlerini yerine getirmektedir. 75 kg ağırlığındaki IR güdümlü LEVENT, 11 km menzile sahiptir.
BURÇ
Mobil Hava Savunma Sistemi BURÇ, muharebe sahasında ve geri bölgede bulunan hareketli/sabit birlik ve tesislerin hava savunmasında kullanılmak üzere ROKETSAN’ın öz kaynakları ile geliştirilmiştir. Ana silah olarak 2 adet dörtlü pod üzerinde 8 adet SUNGUR Hava Savunma Füzesi kullanan BURÇ, yardımcı silah olarak da 20 mm 3 namlulu top mühimmatı ile donatıldı. BURÇ, FNSS’nin PARS İZCİ 8×8 TTZA’sına entegre edilmiştir. 4 adet AESA arama radarına sahip olan sistem 360° kule dönme kabiliyeti ile tam çevresel bir güvenlik ağı sağlıyor. JREAP-C protokolü ile komuta kontrol ağlarıyla veri haberleşmesini sağlayabilmesinin yanı sıra HERİKKS-6 arayüzü ve Dost-Düşman Tanıma [IFF] Teçhizatı ile entegre olabilmektedir. 4 km irtifada etkili olan sistem, 8 km menzile sahiptir.
Görsel 8: BURÇ

Kaynak: FNSS
GÖKSUR
GÖKSUR Yakın Hava Savunma Füze Sistemi; 360° tehdit imha yeteneği, yeni nesil IIR arayıcı başlıklı güdümlü mermi, çoklu hedef önleme kabiliyetiyle öne çıkmaktadır. Müstakilen veya platforma entegre çalışabilen GÖKSUR, veri bağı ile ara safha güdüm ve yüksek tek atım önleme olasılığı gibi pek çok özelliği bünyesinde barındırmaktadır. GÖKSUR Yakın Hava Savunma Füze Sistemi, ürün ailesi kurgusunda geliştirilirken modüler tasarım yaklaşımıyla farklı konfigürasyonlara sahip çözümler sunmaktadır. GÖKSUR, önleyici füze olarak TÜBİTAK SAGE tarafından deniz platformlarının hava savunma ihtiyaçlarına göre geliştirilen GÖKSUR IIR füzesini kullanmaktadır. BOZDOĞAN hava-hava füzesinin deniz platformlarına uyumlandırılması, çift yönlü veri bağı, dik atım yeteneği gibi özellikler eklenmesi ile tasarlanan GÖKSUR IIR füzesinde kritik eşiklerden birisi olan rüzgâr tüneli testleri TÜBİTAK SAGE alt yapısı kullanılarak tamamlanmıştır. Atışlı testleri devam eden GÖKSUR’un kısa sürede Deniz Kuvvetleri Komutanlığının hizmetine sunulması hedeflenmektedir.
GÖKDEMİR
TÜBİTAK SAGE ve ASELSAN tarafından geliştirilen GÖKDEMİR, GÖKDOĞAN hava-hava füzelerini kullanmaktadır. Bu bağlamda GÖKDEMİR, daha küçük füzenin sağladığı yüksek füze kapasitesiyle HİSAR-O+ için tamamlayıcı bir sistem olmaktadır. Dikey atımlı HİSAR-O+’nın aksine GÖKDEMİR eğik atışa dayalı olduğunu belirtmekte fayda bulunmaktadır. TÜBİTAK SAGE ve ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen GÖKDEMİR Hava Savunma Sistemi, kritik tesislerin güncel ve zorlayıcı hava hedeflerine karşı etkin şekilde korunması için nokta hava savunmasında güçlü bir çözüm sunmaktadır. Sistemin yüksek vuruş hassasiyetine sahip füzesi; 360 derece tehdit imha kabiliyeti, aktif radar arayıcı başlık, çoklu hedef önleme yeteneği, döner taretten atış özelliği, parçacık tesirli harp başlığı, veri bağı ile ara safha güdüm ve çok kullanımlı kanister gibi ileri teknolojik özelliklerle donatılmıştır.
Çelik Kubbe’nin Geleceği
Farklı hava savunma sistemlerini bir araya getirecek olan Çelik Kubbe, ilerleyen süreçte farklı Deniz ve Hava Kuvvetleri unsurlarının katılımıyla daha müşterek ve kapsayıcı bir yapıya kavuşacaktır. Bu doğrultuda, Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girecek olan TF-2000 hava savunma harbi muhripleri ile Türk Hava Kuvvetlerinin HAVASOJ ve İHASOJ platformları, Türkiye’nin katmanlı hava savunma mimarisinde önemli rol üstlenecek sistemler arasında yer almaktadır.
Şekil 1: TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi

Kaynak: ASFAT
Ek olarak Ukrayna-Rusya Savaşı’nda yaşanan gelişmeler, hava savunma görevlerinin denizden insansız sistemlerle yapabileceğini göstermiştir. Bu bağlamda Ukrayna, AIM-9M hava-hava füzeleri entegre edilen insansız deniz araçlarıyla Rusya’nın helikopter ve savaş uçaklarını Karadeniz üzerinde avlamayı başarmıştır. Türkiye’nin insansız deniz araçları alanında yürüttüğü projeler göz önüne alındığında benzer bir konseptin hayata geçirilebileceği düşünülmektedir.
Öte yandan, ASELSAN tarafından yayımlanan Çelik Kubbe görsellerinde Bayraktar TB2’nin yer alması, insansız hava araçlarının da bu mimariye entegre edilebileceğine işaret etmektedir. Bu çerçevede, SAHA EXPO 2022'de Baykar Teknoloji ve ROKETSAN arasında, Bayraktar TB2 ve AKINCI TİHA platformlarına SUNGUR hava savunma füzelerinin entegrasyonu için bir sözleşme imzalanmıştır. Bu entegrasyon, taarruz helikopterleri ve düşman S/İHA’ları gibi tehditlere karşı, düşük maliyetli hava devriyesi konseptinin geliştirilmesine olanak sağlayacaktır. Zira, İsrail’in İran’dan fırlatılan kamikaze İHA’lara karşı F-16 uçaklarından Python-5 gibi yüksek maliyetli hava-hava füzeleriyle karşılık vermesi ya da Ukrayna ve Rusya’nın farklı savaş uçakları ile bu tür tehditleri önlemeye çalışması, düşük maliyetli tehditlere karşı halen yüksek maliyetli çözümler uygulandığını göstermektedir. Bu noktada AKINCI ve TB2 gibi platformların, entegre hava savunma sistemlerinin ekonomik ve etkin unsurları hâline gelmesi, Türkiye'nin savunma stratejisi açısından yeni bir sayfa açabilecektir.
Görsel 9:AKINCI TİHA

Kaynak: BAYKAR
Jeopolitik Rekabette Türkiye’nin Hava Savunma Mimarisi
21. yüzyılın savaş ortamında hava üstünlüğü, artık sadece taarruzi platformlar aracılığıyla değil; onları algılayan, değerlendiren ve bertaraf eden entegre hava savunma sistemleri ile mümkün hâle gelmiştir. Saldıran tarafın hem ekonomik hem de teknik anlamda üstün olduğu günümüz harp ortamında gelişmiş hava savunma kapasitesi; yalnızca bir ülkenin hava sahasını korumakla kalmamakta, aynı zamanda caydırıcılığın en kritik unsurlarından biri hâline gelmektedir. Bu bağlamda uzun menzilli füzeler, insansız hava araçları, seyir füzeleri ve hipersonik tehditler gibi gelişen vektörler karşısında çok katmanlı, esnek ve sürekli güncellenebilir bir hava savunma mimarisi, devletlerin hayati önceliklerinden biri olmuştur. Türkiye'nin bu bağlamdaki çözümü ise Çelik Kubbe projesidir.
Yani Çelik Kubbe; Türkiye’nin hava savunmaya yönelik bugüne kadar geliştirdiği tüm sistemleri ortak bir ağ yapısı altında entegre eden ve bu yapıyı yerli imkânlarla sürdürülebilir hâle getirmeyi hedefleyen stratejik bir projedir. Bu kapsamda, Türkiye'nin tüm hava savunma unsurları HAKİM Hava Komuta Kontrol Sistemi aracılığıyla ortak bir hava resmine dönüştürülmekte, veri havuzu ise uydular üzerinden yüksek bant genişliğiyle aktarılmaktadır. Böylece harekât merkezlerinde hızlı ve etkili müdahale kararları alınabilmektedir. Çelik Kubbe'nin mimarisi, değişen tehdit ortamına göre esnek şekilde geliştirilebilir niteliktedir. Sistem; radarlar, sensörler ve silah sistemleri arasında gerçek zamanlı veri paylaşımını mümkün kılarken yeni teknolojiler ve kabiliyetler de kolaylıkla entegre edilebilecek şekilde tasarlanmaktadır.
Bu esnek yapı ile Çelik Kubbe’nin geleceğinde daha farklı sistemlerin olması beklenmektedir. Yazıda bahsettiğimiz üzere LEVENT, BURÇ, GÖKSUR, GÖKBERK, GÜRZ gibi sistemler; alçak ve orta irtifa savunma ihtiyaçlarını karşılamaya adaydır.
SİPER Ürün-3 ile Türkiye’nin yerli anti-balistik füze yeteneğine ulaşması beklenmektedir. Ancak balistik füzeleri önlemek sadece yüksek irtifaya çıkabilen füzelerle mümkün değildir. Erken ihbar radar ağının kurulması hatta uyduların da bu ağa entegre edilmesi kritik öneme sahiptir. Her ne kadar Türkiye’nin balistik füze tehdit algısı ABD, Çin veya Rusya gibi ülkelere kıyasla geniş olmasa da benzer bir ağın Türkiye’nin tehdit algısına göre oluşturulması gerekmektedir. İşte bu noktada Çelik Kubbe’nin esnek mimarisi öne çıkacaktır.
Ayrıca deniz ortamında görev yapan ALBATROS, ULAQ, MARLIN ve SALVO gibi insansız deniz araçları (İDA) da sistemin deniz unsurlarına katkı sunacak platformlar olarak dikkat çekmektedir. Özellikle MARLIN’in elektronik harp kabiliyetleriyle donatılmış ilk operasyonel İDA olması, Türkiye'nin teknolojiye dayalı savunma yaklaşımında önemli bir eşiği temsil etmektedir.
Görsel 10:MARLİN SİDA

Kaynak: NATO
Kritik öneme sahip diğer bir husus ise sistemlerde kullanılacak mühimmatların seri üretimidir. Son dönemde İran-İsrail arasında yaşanan çatışmalar bu durumun önemini gözler önüne sermiştir. İran’dan ateşlenen balistik füzeleri Arrow 2/3, Davud’un Sapanı ve ABD’nin gönderdiği THAAD hava savunma sistemleri ile önlemeye çalışan İsrail’in çatışmaların başlangıcından 4 gün sonra mühimmat konusunda sıkıntı yaşamaya başladığı sosyal medyaya yansımış ve İsrail bahse konu füzeleri önlemekte zorlanmıştır. Türkiye’nin de çoklu adetlerde hava savunma füzelerini envanterine alması kritik öneme haizdir. Ancak kaynakları sınırlı olan Türkiye’nin bu konuda uzun yıllar sürecek planlamalar yapması gerekmektedir.
Sonuç olarak Çelik Kubbe yeni bir sistemden ziyade var olan ve geliştirilmekte olan sistemleri çatısı altında toplayan bir sistemler bütünüdür. Hava savunma ağına katılan hava, deniz ve kara unsurlarının birbirleriyle haberleşmesi kritik öneme sahiptir. Çünkü düşman unsurlarının erken tespiti, hava savunma sistemlerine angajman için gereken tepki süresini sağlamakta ve angajmanın başarı şansını arttırmaktadır. Çelik Kubbe ile benzer bir şemsiye hedeflenmektedir.