Cover Image
Analiz

GPS’in Ötesi ve Yörüngelerdeki Egemenlik Yarışı

GPS yalnızca yönümüzü bulmamızı sağlayan bir teknoloji mi, yoksa artık uzaydaki yeni egemenlik yarışının stratejik aracı mı? Konum belirleme sistemleri yeni bir dönüşüm sürecinden geçerken küresel rekabetin de merkezine yerleşiyor. Peki Türkiye’nin “Uluğ Bey” projesi, bu yarışta yerli ve stratejik bir cevap olabilir mi?

Doç. Dr. Caner Güney | 15. Sayı 2026
Akademisyen

Küresel konum belirleme teknolojileri, 1978 yılında ABD'nin GPS uydularını uzaya göndermesiyle başlayan serüveninde, bugün birden fazla ülkenin kendi bağımsız sistemlerini kurduğu stratejik bir yörünge egemenliği yarışına dönüşmüştür. Başlangıçta Orta Dünya Yörüngesi (MEO) tabanlı olarak tasarlanan ve zamanla çoklu uydu takımlarını ifade eden Küresel Navigasyon Uydu Sistemi (GNSS) konseptine evrilen bu yapı; uyduların sayısı, sinyal çeşitliliği ve konum doğruluk kapasiteleri bakımından sürekli bir gelişim içindedir. Ancak günümüzde artan sinyal karıştırma (jamming) ve aldatma (spoofing) tehditleri ile daha hızlı, kesintisiz ve hassas konum bilgisi talepleri, mevcut MEO GNSS altyapısının Alçak Dünya Yörüngesi (LEO) uydularıyla desteklenmesini ve modernizasyonunu zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma; konum belirleme sistemlerinin dünden bugüne teknik ve jeopolitik evrimini incelemekte, devletlerin yörünge, referans sistemi (datum) ve sinyal tercihleri gibi stratejik adımlarını ele almakta ve nihayetinde MEO GNSS ile LEO PNT (Konum ve Zaman Belirleme) hizmetlerinin birleşimiyle ortaya çıkan "Çoklu Katmanlı PNT" (Multi-layer PNT) devrimini küresel ticari girişimler ile ülkemizin yerli 'Uluğ Bey' projesi bağlamında değerlendirmektedir.


Konum Belirleme Sistemlerinin Bugünü: MEO GNSS


Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ‘Global Konum Belirleme Sistemi (Global Positioning System, GPS)’ uydularını 1978 yılından itibaren bloklar halinde dünya etrafındaki yörüngeye yerleştirmeye başlamıştır. Hemen ardından Sovyetler Birliği 1980’li yıllarda GLONASS sisteminin uydularını uzaya göndermeye başlamıştır. GPS 1995 yılında tam operasyon moduna ulaşmıştır. ABD ilerleyen yıllarda GPS sistemini modernize etmiş ve yeni uydular göndererek eski uyduların yerine görev almasını sağlamıştır. 2018 yılında ABD, GPS modernizasyonu kapsamında ‘GPS Block III’ uydularını göndermeye başlamış ve bugün 10 uyduluk modernizasyon süreci tamamlanmıştır. 2027 yılından itibaren 22 yeni nesil uyduyla ‘GPS III Follow-On (GPS IIIF)’ modernizasyon sürecine başlayacaktır. 2037 yılına kadar GPS sisteminin uydu bileşeninin modernizasyonu 10+22 uyduyla yani toplam 32 yeni nesil uyduyla tamamlanmış olacaktır. GPS uydularının modernizasyonu hem eski nesil GPS IIR/IIR-M uydularına göre daha yüksek doğruluk, sinyal karıştırmaya (spoofing) daha yüksek direnç sağlamakta hem de L1C gibi yeni sinyaller ve M-code gibi sinyal yanıltmaya karşı daha dayanıklı askeri amaçlı sinyal özelliği kazandırmaktadır. Daha güçlü ve güvenli sinyal yapısına ek olarak GPS III uyduları uzayda daha uzun operasyonel ömre sahip olacaktır.


2011 yılından itibaren Avrupa Birliği (AB) Galileo uydularını yörüngeye yerleştirmeye başlamıştır. Çin 2000-2012 yılları arasında 3+1 uyduyla BeiDou BDS-1 sistemini oluşturmuştur. BeiDou BDS-1 Çin sınırları üzerinde faaliyet göstermiştir. Çin 2012-2020 yılları arasında toplam 14 uyduya ulaşarak BDS-2 ile operasyon alanını Asya-Pasifik bölgesine genişletmiştir. 2020 yılında BDS-3/BeiDou-3 ile BeiDou artık global bir sistem olmuş ve bugün toplam 30 uydu ile hizmet vermektedir. BeiDou-2 sistemi gibi önceki sistemlerinden kalan uydularla birlikte BeiDou’nun sistem kapasitesi 40 uydunun üzerindedir.


Bugün dünyada GPS, GLONASS, Galileo, BeiDou olmak üzere toplamda 4 farklı global konum belirleme sistemi bulunmaktadır. Bununla birlikte global olmayan ama bölgesel (regional) olarak faaliyet gösteren Japonya’nın QZSS ve Hindistan’ın NavIC bölgesel konum belirleme sistemleri bulunmaktadır. Güney Kore’de bölgesel bir konum belirleme sistemi üzerinde çalışmaktadır ve sistemini ‘Kore Konum Belirleme Sistemi (Korea Positioning System, KPS)’ olarak isimlendirmektedir. Kore konum belirleme sisteminin 2035 yılında tam operasyonel moda gelmesi planlanmaktadır. Eğer bu gerçekleşirse Kore; ABD, Rusya, AB, Çin, Japonya, Hindistan’dan sonra 7. bağımsız konum belirleme uydu takımına sahip ülke olacaktır.


GNSS Kavramı, Destekleyici Sistemler ve Çoklu Uydu Geometrisi


Uydu takım sayılarının artması ile beraber GPS kavramı ‘Global Navigation Satellite System (GNSS)’ olarak evrimleşmiştir. GNSS terimi; dünyanın her yerinde, her an en az 4 uydu ile 3 boyutlu konum (X, Y, Z) ve zaman (t) bilgisi sağlayan sistemleri kapsamaktadır. Bu durumda GPS, GLONASS, Galileo, BeiDou takım uyduları GNSS kavramını oluşturmaktadır. Yalnız kıta veya ülke ölçeğinde belirli bir bölgeyi kapsayan, ancak GNSS ile aynı mantıkla çalışan sistemlerse ‘RNSS (Regional Navigation Satellite Systems)’ olarak isimlendirilmektedir. Yukarıda ifade edilen QZSS ve NavIC sistemleri birer RNSS’tir. Bunların dışında GNSS’i destekleyen ve kendi başına bağımsız bir konum belirleme sitemi olmayan ‘SBAS (Satellite-Based Augmentation Systems)’ uyduları bulunmaktadır. ABD’nin WAAS, Avrupa Birliği’nin EGNOS, Hindistan’ın GAGAN, Japonya’nın MSAS, Rusya’nın SDCM, Çin’in BDSBAS, Güney Kore’nin KASS sistemleri SBAS destekleme sistemine örnek olarak gösterilebilir.


Uydu takımlarının dolayısıyla uydu sayısının artması ve dolayısıyla uydulardan gönderilen sinyallerdeki frekans sayısının artması, yeryüzünde GNSS kullanımındaki doğruluğu ve güvenirliği arttırmaktadır. Örneğin yalnız GPS olsaydı tek bir sistemde 32 uydu olacaktı. Hâlbuki bugün toplam 4 sistemde 100’den fazla konum belirleme uydusu bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle yalnız GPS olsaydı görünür uydu sayısı örneğin 6 olacakken GNSS sayesinde bugün 20’den fazla uyduya gözlem yapılabilmektedir. Böylece konum belirleme için uydu geometrisi iyileşmekte, DOP (Dilution of Precision) değeri düşmekte, kent içinde sinyallere engel olan yapılar daha az sorun çıkarır hale gelmektedir.


GNSS çatısı altında bulunan 4 sisteme rağmen ülkeler GNSS ve RNSS alanında konum belirleme egemenliklerini sağlayabilmek, GPS uydularına olan bağımlılıklarını azaltmak, jeopolitik kriz anında sinyal karıştırma risklerine karşı daha dayanıklı olabilmek vb. nedenlerden ötürü kendi konum belirleme sistemlerine sahip olma eğilimindedir. Bu tür bir sistemi hayata geçirmek isteyen ülkelerin aşağıda ifade edilen konularda bazı stratejik kararlar alması gerekmektedir:


·      Konum belirleme uyduları hangi yörünge veya yörüngelerde olacak?


GNSS uyduları genel olarak yaklaşık 20200 kilometre yükseklikte ‘Orta Dünya Yörüngesi (Medium Earth Orbit, MEO)’nde bulunmaktadır. GPS, GPS III, GLONASS, Galileo sistemlerinin uyduları MEO’yu kullanmaktadır. QZSS ve NavIC ise yaklaşık 35786 km yükseklikteki ‘Yer Sabit Yörünge (Geostationary Orbit, GEO)’yi ve ‘Eğik Yer Eş Zamanlı Yörünge (Inclined Geosynchronous Orbit, IGSO)’yi kullanmaktadır. BeiDou sistemi ise MEO, GEO ve IGSO olmak üzere 3 farklı yörünge sistemini kullanan tek sistemdir. Güney Kore’de kendi sistemini GEO ve IGSO üzerinde planlamaktadır. Yer yuvarının global olarak kapsanması ve bunun makul uydu sayısıyla gerçekleştirilebilmesi için MEO idealdir. Daha çok bölgesel konum belirleme sistemlerinde tercih edilen GEO ve IGSO yörüngeleri ise kentlerde daha iyi sinyal kalitesi oluşturmak için düşünülmüştür. Ayrıca SBAS uyduları da GEO yörüngeyi kullanmaktadır.


·      Konum belirleme sistemi için hangi jeodezik datum kullanılacak?


Herhangi bir sistemde konum belirleyebilmek için bir koordinat sistemi kullanılmalıdır. Uydu tabanlı sistemlerle konum belirleyebilmek için jeodezik bir koordinat referans sistemine (datum) gereksinim vardır. GPS ‘Dünya Jeodezik Sistemi (World Geodetic System, WGS-84)’ni, GLONASS ‘Parametry Zemli 1990 (PZ-90)’ sistemini, Galileo ‘Galileo Yersel Referans Sistemi (Galileo Terrestrial Reference Frame, GTRF)’ni ve BeiDou ‘Çin Jeodezik Koordinat Sistemi 2000 (China Geodetic Coordinate System 2000, CGCS2000)’ni kullanmaktadır. Her ne kadar tüm bu sistemler ‘Uluslararası Yersel Referans Sistemi (International Reference System/Frame, ITRS/ITRF)’ ile uyumlu olsa da aralarında yaklaşık desimetre mertebesinde farklılıklar bulunmaktadır.

 

Ek olarak, GNSS çatısı altındaki uydu sistemleri kullandıkları jeodezik datumları da güncellemekte ve ITRF2020 referansına yaklaşmaktadır. WGS-84 sisteminin 2021 yılında G2139 gerçekleştirimi kullanılırken, 2024 yılında G2296 gerçekleştirimi yayınlanmıştır. PZ-90, 2007 yılında PZ-90.02 olarak yayınlanmış ve 2014 yılından itibaren PZ-90.11 gerçekleştirimi kullanılmaktadır.

 

·      Konum belirleme sistemi için hangi sinyal türleri kullanılacaktır?

Konum belirleme sistemlerinin çoklu frekans (multi-frequency, dual frequency) yapısı bulunmaktadır. Bu yapı özellikle atmosferik (iyonosfer) düzeltme için önemlidir. GLONASS hariç hepsi kod bölmeli yani ‘Code Division Multiple Access (CDMA)’ tabanlıdır. GLONASS ‘Frequency Division Multiple Access (FDMA)’ tabanlı çalışsa da K2 uyduları ile birlikte CDMA yapısına geçiş yapmaya başlamıştır. GLONASS tarafında geriye dönük uyumluluk için FDMA yapısı da korunmaktadır. Uydu tabanlı konum belirlemede uydular aynı anda sinyal yaymaktadır. Yeryüzündeki alıcının (receiver) hangi uydudan sinyal aldığını ayırt edebilmesi için CDMA ve FDMA olmak üzere iki temel yöntem kullanılmaktadır. CDMA yönteminde bu iş için (Pseudo-Random Noise, PRN) kodu kullanılır. Alıcı bu kodu anlar ve sinyalin gönderildiği uyduya olan uzaklığı (pseudorange) hesaplar. Uydu konum belirleme sistemlerinde genelde 1-2 GHz aralığındaki L-bandları kullanılmaktadır. Yalnız NavIC sisteminde 2-4 GHz aralığındaki S-band da kullanılmaktadır. L-band ve S-band üzerinde iyoneosfer etkisi farkı olduğu için her iki bandı kullanan sistemlerde iyonosfer etkisi daha kolay belirlenmektedir. Uydu takımlarının kullanmış olduğu sinyal türleri aşağıda verilmiştir:


o  GPS: L1, L2, L5,

o  GPS III: L1C, L1C/A, L2C, L5+ askeri M-code

o  Beidou: B1l, B1C, B2a, B2b, B3l

o  Galileo: E1, E5a, E5b, E5AB, E6

o  Glonass: G1, G2, G3, L1OC (CDMA), L3OC (CDMA)

o  QZSS: L1C/A, L1C, L2C, L5 + L6

o  NavIC: L5, S-band

 

·      Konum Belirleme Sisteminde sinyal güvenliği nasıl sağlanacaktır?


GNSS/GPS sinyal bozma/karıştırma (jamming) ve sahte GNSS/GPS sinyali üretme (spoofing) kritik bir tehdit haline gelmiştir. Bu nedenle konum belirleme sistemlerinin modernizasyonunda kimlik doğrulama düzenekleri kullanılmaya başlanmıştır. GPS III/IIIF modernizasyonunda askeri tarafta M-kodu kullanılmaktadır. Galileo’da sivil tarafta 2025 yılından itibaren ‘Open Service Navigation Message Authentication (OSNMA)’ operasyonel olarak kullanılmaktadır. OSNMA ile Galileo E1 ve E5AB navigasyon mesajları dijital imza ile doğrulanır. Böylece alıcı sinyalin gerçek Galileo uydusundan geldiğini ve değiştirilmediğini anlayabilmektedir. Galileo’da 2027 yılında bir adım daha ileri gidilerek sinyalin fiziksel yapısı üzerinden doğrulama yapılmasını sağlayacak olan ‘Signal Authentication Service (SAS)’ devreye girecektir.


GNSS üzerinden elde edilebilecek doğruluğun arttırılması için her ne kadar modern uydular, çoklu frekanslar kullanılsa da ‘mutlak konum belirleme (absolute positioining)’ doğruluğu çift frekans kullanılması durumunda metre düzeyinde (<5 m) bulunmaktadır. SBAS uydularından gelen sinyaller de kullanıldığında yani L1-bandı üzerinden diferansiyel GPS (differential GPS) tekniği uygulandığında alıcıya ve servise bağlı olarak metre altı (sub-meter) doğruluk düzeyine ulaşılmaktadır. SBAS uyduları genel olarak iyonosfer ve efemeris düzeltmeleri yayınlamaktadır. SBAS uyduları bu tür düzeltmeleri L1-bandında yayınlamaktadır. Düzeltmeler L1-bandında yayınlandığı için kullanıcı/alıcı tarafında bu tür düzeltmelere herhangi bir ek donanım kullanmadan ulaşılabilmektedir.


Doğruluğun arttırılması için Galileo tarafında ‘Yüksek Doğruluk Servisi (High Accuracy Service, HAS)’ eklenmiştir. 2023 yılından itibaren aktif olan bu servis ile yaklaşık 20 cm düzeyinde konum bilgisi üretilebilmektedir. GNSS içerisinde bu tür doğrulukta bir servisi global ve ücretsiz biçimde sağlayan tek sivil sistem Galileo’dur. Düzeltme verisi E6 bandından doğrudan yayınlanmaktadır.


RNSS tarafında doğruluğu arttırmak için BeiDou PPP-B2b ve QZSS SLAS/CLAS öne çıkmaktadır. BeiDou tarafında Asya-Pasifik bölgesinde yaklaşık 10 cm doğruluk elde edilebilmesi için düzeltmeler B2b sinyali üzerinden yayınlanmaktadır. QZSS tarafında klasik SBAS yaklaşımına ek olarak Japonya’nın yoğun ‘Sürekli Sabit Referans İstasyonları (Continuous Operating Reference Stations, CORS)’ndan yararlanılarak daha hassas iyonosfer modellemesi yapılır ve düzeltme olarak L6 bandından yayınlanır. QZSS SLAS ile metre altı ve QZSS CLAS ile 10 cm altında doğrulukla konum bilgisi üretilebilmektedir.


Japonya’daki CORS yapısına benzer bir yapı Türkiye’de de bulunmaktadır. TUSAGA-Aktif sistemi Türkiye’de geomatik mühendisliği hizmetlerinde ve konum bilgisi üretiminde yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu sistemin yerel kapsamlı olanı da İstanbul ve çevresinde İSKİ-UKBS olarak kullanılmaktadır.


Galileo HAS, BeiDou PPP-B2b ve QZSS CLAS aslında birer ‘Hassas Konum Belirleme (Precise Point Positioning, PPP)’ hizmetidir. PPP konusunda doğruluk kadar önemli olan bir diğer konu da yakınsama süresidir (convergence time). Sözü edilen sistemler bu konuda da kendilerini geliştirmekte olup ideal koşullardaki yakınsama süreleri HAS (5-10 dakika), PPP-B2b (5-20 dakika), CLAS (20-30 saniye) şeklindedir.


Konum Belirleme Sistemlerinin Geleceği: LEO PNT


Uydulara dayalı ‘Konum ve Zaman Belirleme (Positioning, Navigation, and Timing, PNT)’ alanında tek frekanslıdan çok frekanslıya, tek uydu takımından (GPS) çoklu uydu takımına (GNSS) geçiş gibi birçok paradigma kayması olmuştur. 2026 yılı ise PNT alanında hibrit devrim yılıdır ve bu karma yapı aşağıdaki eşitlikte ifade edildiği biçimde özetlenebilir.


Multilayer PNT = MEO GNSS + LEO PNT-as-a-Service


Bu eşitlik aslında bugünün ve yakın geleceğin uydulara dayalı konum ve zaman belirleme tekniğinin yalnız MEO’da bulunan modern GNSS uydularından gelen sinyallere olmayacağını, sensör füzyonunun bir parçası olarak gerçekleşeceğini ifade etmektedir. Başa bir deyişle yaklaşık 20200 km yükseklikte bulunan GNSS uydularından gelen sinyallerle yaklaşık 600 km yükseklikte bulunan LEO PNT uydularından gelen sinyallerin birlikte kullanımı ile konum belirlenecektir. Bu yaklaşıma ‘çoklu katmanlı PNT (multi-layer PNT)’ denilmektedir.


LEO PNT yöntemi standart bir konum belirleme sistemi değildir. Heterojen sinyallerden konum bilgisi türetme yaklaşımdır. ‘Alçak Dünya Yörüngesi (Low Earth Orbit, LEO)’nde bulunan uyduların temel amacı GNSS’te olduğu gibi konum belirleme hizmeti üretmek değildir. Bu nedenle LEO PNT yaklaşımının hedefi de MEO GNSS hizmetinin yerini almak değildir. LEO PNT yaklaşımını öncelikle MEO GNSS hizmetini tamamlayıcı, güçlendirici bir rol olarak görmek gerekir.


Yukarıda ifade edildiği gibi Galileo HAS, QZSS CLAS gibi PPP tabanlı sistemlerin gerçek zamanlı kullanımında (Real-Time Kinematic PPP, RTK-PPP) yakınsama sürelerinin uzun olması problemi bulunmaktadır. Bunun bir nedeni MEO’da bulunan GNSS uydularının yavaş hareket etmesidir. LEO’da bulunan uydular daha hızlı hareke ettiği için bu yakınsama süresi oldukça kısalması beklenmektedir.


LEO, MEO’ya göre yerküreye daha yakın olduğu için daha güçlü sinyaller gönderecektir. Güçlü sinyal yapısı sistemin sinyal karıştırmaya ve aldatmaya karşı daha dayanıklı olmasını sağlayacaktır.


LEO uyduları mikro uydudur ve GNSS uydularına göre maliyetleri çok daha düşüktür. Bu nedenle hızlıca üretilip, daha az maliyetle alçak yörüngeye taşınabilir. LEO uyduları, GNSS uydularına göre daha hızlı hareket etmektedir. Bu hızlı geometri değişimi daha dinamik konum bilgisi üretilmesini sağlamaktadır. Bununla birlikte sistemin global olarak hizmet verebilmesi için yörüngede bulunması gereken uydu sayısı yüzlerce uyduya ulaşması gerekmektedir. Ayrıca LEO yüksekliğindeki atmosfer sürtünmesi MEO yüksekliğindekine göre daha fazla olduğundan LEO uydularının ömrü MEO uydularına göre daha kısa olacaktır. Neyse ki bu tür mikro uyduların üretim ve yörünge yerleştirme maliyetleri düşük olduğu için bu tür sorunlar aşılabilir durumdadır.


Kısa ve orta vadede GNSS, PNT ekosisteminin omurgasını oluşturacak ve LEO PNT ise PNT ekosisteminin başarımını arttırmaya çalışacaktır. LEO PNT hizmetinin MEO GNSS hizmetinin yerini alabilmesi için GNSS uydularında bulunan atomik saatin küçültülmesi ve stabil çalışmasının sağlanması, LEO yüksekliğinden yeryüzüne olan atmosferin çok iyi modellenmesi, frekansların ayarlanması, bütüncül bir izleme ve kontrol ağının oluşturulması gibi temel konuların çözülmesi gerekmektedir.


Küresel Ölçekte LEO PNT Girişimleri ve Teknolojik Altyapıları


ABD’de bulunan Xona Space Systems firmasının Pulsar uydu takımı tamamen navigasyon odaklı ilk ticari LEO PNT uydularıdır. Yaklaşık 260 uydudan oluşan Pulsar sistemi L-band ve S-band kullanmaktadır. GNSS alıcısı üreten büyük firmalarla yaptığı iş birliği sayesinde mevcut GNSS alıcılarıyla konuşabilmektedir.


ABD’de bulunan diğer bir firma olan TrustPoint firması RNSS yapısında bölgesel düzeyde güvenli ve şifreli ticari PNT hizmeti vermektedir. TrustPoint mikro uydu filosuyla 4 GHz-8 GHz arasında bulunan C-band üzerinden servis sağlamaktadır.

Çin’li otomobil üretici Geely firmasının Geespace kolu otonom araçlara yönelik ‘Geely Future Mobility Constellation (GEESATCOM)’ adında LEO PNT ve nesnelerin interneti (IoT) kombinasyonuyla çözüm sağlamaktadır. Bunun için Geespace firması 2022 yılında 9 uydu, 2024 yılında 11 uydu ve 2025 yılında 6 uydu göndererek birinci aşamayı tamamlamıştır. Öncelikle 72 uyduya, uzun vadede 240 uyduya ulaşmayı hedeflemektedir. Bu uydular Ka-bandında ve özel UHF/VHF frekanslarında LEO PNT hizmeti sağlamaktadır. Çin’de bulunan diğer bir firma da CentiSpace firmasıdır. Yaklaşık 120 uyduyla LEO GNSS desteklemesi yapmayı hedeflemektedir.


‘Avrupa Uzay Ajansı (European Space Agency, ESA)’ Galileo’nun LEO katmanı olarak tasarladığı ve ESA FutureNAV programının bir parçası olan Celeste için iki uyduyu 2026 yılında fırlatmıştır. Bu uydularla L-bandındaki ve S-bandındaki yenilikçi sinyaller test edilmektedir.


Bunların dışında LEO’da bulunan ama daha çok iletişim için kullanılan SpaceX firmasının Starlink, Eutelsat firmasının OneWeb, Amazon firmasının Kupier uydu takımları da LEO PNT amacıyla kullanılması üzerine çalışılmaktadır. Bu tür uydular 12-18 GHz aralığında bulunan Ku-bandını ve 26-40 GHz arasında bulunan Ka-bandını kullanmaktadır. Bu tür bandlar L-bandına göre çok daha fazla band genişliği sunmakla beraber yağmur sönümlemesi (rain fade) sorunu yaşamaktadır. Şiddetli bir yağmurda sinyal tamamen kopabilmektedir. Starlink’in LEO’da 6000’den fazla uydusunun olması firmaya LEO PNT hizmeti vermek istemesi durumunda büyük avantaj sağlayacaktır.


LEO PNT hizmetindeki eğilim ‘çok bandlı birleştirme (multi-band fusion)’ biçiminde ilerlemektedir. Öne çıkan kombinasyon “L-band + Ka-band + C-band” kombinasyonudur. Böylece hem MEO GNSS yapısına uyum sağlanacak hem de yüksek doğruluk/dayanıklılık elde edilebilecektir. Uydu konum belirleme için L-bandı, RTK-PPP düzeltme verisini göndermek için Ka-bandı kullanabilir. Savaş veya yoğun karıştırma (jamming) olan bölgelerde, L-bandı karıştırılsa bile, C-bandı üzerinden gelen PNT sinyalleri operasyonun devam etmesini sağlayabilir.


Yerli Konum Belirleme Sistemi: Uluğ Bey


Türkiye’de Fergani Uzay firması tarafından Uluğ Bey adında LEO PNT projesi geliştirilmektedir. 2025 yılından itibaren FGN-100-D1, FGN-100-D2, FGN-100-D3 yeni nesil mikro uyduları yaklaşık 500 km yükseklikteki yörüngelerine yerleştirilmektedir. Fergani firması 2030 yılına kadar 100’den fazla uyduyu yörüngeye yerleştirerek hizmet vermeyi planlamaktadır. Uluğ Bey sistemi de çoklu bandlı (multi-band) yaklaşımı kullanacaktır. Böylece hem Starlink gibi iletişim uydusu olarak hem de PNT hizmeti için kullanılabilecektir. Uluğ Bey sistemi hizmete girdiğinde daha hızlı konum bilgisi üretilebilecek, sinyal karışımına karşı daha dayanıklı bir konum belirleme hizmeti sağlanmış olacak, kent içinde konum belirleme başarımı artmış olacaktır.


Uydu tabanlı olmayan bir diğer yerli PNT çözümü Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından geliştirilen KERKES projesidir. KERKES genel olarak GPS/GNSS olmadan özellikle insansız hava araçları için otonom navigasyon sistemidir. Uydu tabanlı sinyaller yerine yer tabanlı sensörleri ve sinyalleri kullanmaktadır.


Üzerinde düşünmemiz gereken bazı sorular …


Uydu bazlı PNT alanındaki yeni paradigma kayması devletler üzerinden değil özel sektör üzerinden gerçekleşmektedir. MEO GNSS hizmetine ücretsiz biçimde herkes her yerden ulaşabilmektedir. Özel sektör öncülüğünde gerçekleşen LEO PNT hizmetlerinin ücretleri, kullanım hakları, mevzuatı neye göre belirlenecektir?


LEO PNT ve Uluğ Bey sistemlerinin sinyallerine mevcut GNSS alıcılarıyla nasıl erişim sağlayacaktır?


LEO PNT ve Uluğ Bey sistemlerinin verisini açık kaynaklı veya ticari GNSS veri değerlendirme yazılımlarında kullanabilmek mümkün olacak mıdır?


Akıllı telefonlardaki GNSS, PNT servisleri LEO PNT ve Uluğ Bey sistemleriyle birlikte nasıl çalışacaktır?


Geleceğin PNT ekosistemi, sadece daha fazla uydu ve daha güçlü sinyallerle değil; bu devasa verinin nasıl yönetileceği, mevcut sistemlerle nasıl entegre edileceği ve sivil egemenliğin yeni ticari modeller karşısında nasıl korunacağı sorularına verilecek cevaplarla şekillenecektir.